Farkındalık ve Meditasyon. İlk Ders: Sağlıklı Yaşam ve Meditasyon İlişkisi

Şükürler olsun, yılbaşı öncesi yaptığımız demo dersten sonra ilk dersimizi bugün gerçekleştirdik.

Konumuz sağlıklı yaşam ve meditasyonun ilişkisiydi.

Sağlıklı Yaşam bir farkındalık. Genel anlamı, kişinin bedensel, ruhsal ve zihinsel olarak uzun yıllar sorunsuz bir biçimde yaşaması demek. Özde ise, biliyoruz ki sadece yemek yiyip, su içip, farkında olmasak da nefes alıp hayatta kalabiliriz ancak farkındalığımız artarsa, bedenimize, ruhumuza ve zihnimize doğru besinleri vererek sağlıklı bir yaşam yaşayabiliriz. Doğru besin, sadece yemek içmek değildir. Kimlerle vakit geçirdiğiniz, hangi ortamlara girdiğiniz, hangi hobilerle ilgilendiğiniz, nasıl düşünce yapılarına sahip olduğunuz, yani zihniniz ve ruhunuzu nelerle beslediğiniz de çok önemlidir.

Nefes, yaşam demektir. Yaşadığımız çağda stresi yönetebildiğimiz kadar sağlıklı ve mutluyuz. Doğru nefes almayı öğrendiğimizde ise, en etkili stres yönetimi tekniği ile buluşmuş oluyoruz.

Uzun ömürlü olmanın yolu, derin ve uzun nefesler almak, dakikada alınan nefes sayısını azaltmaktan geçer.

Meditasyon ve nefes teknikleri, beden sağlığını optimize etmek, duyguları dengelemek, ruhu arındırmak için çok önemlidir.

Bugün, doğru nefes almanın ve hayatımızda meditasyona yer vermenin ruhumuzda, zihnimizde ve bedenimizde ne gibi somut değişiklikler yarattığını konuştuk. Louise Hay’in Sağlıklı Yaşam İçin Kendini Sev kitabından alıntılar yaptık, bir adet imgeleme, bir adet de olumlama meditasyonu deneyimledik. Deneyimlerimiz üzerine konuştuk, paylaştık. Ev ödevlerimiz, var, onları konuştuk. Haftaya Pazar yeni konular, okumalar ve meditasyon deneyimleriyle yine Adalar Kültür Derneği‘ndeyiz.
Şubat ayı ortasında haftaiçi derslerimiz de başlayacak. Kayıtlar devam ediyor, bana ya da Adalar Kültür Derneği’ne ulaşabilirsiniz.

Büyükada’da Meditasyon Dersleri Başlıyor

İşte 2020’nin bomba gibi başladığını hissettiren taze haber! Bana öyle hissettiriyor, umarım sizlere de hissettirir.

Yapıyorsun, oluyor. Başla, yol zaten devam ediyor. Çok basit gibi görünen bu cümleler benim bir yıl biterken ve yenisi başlarken mottom gibi oldu adeta. Uzmanlık elbette zaman isteyen, eğitim isteyen, pişmek isteyen ve aslında bitmek bilmeyen bir süreç. Olmadan oldum demek en korktuğum, en kişiliğime yakıştıramadığım yaklaşım. Ancak bu yıl bunun da dengesini bulduğum bir yıl oldu. Pişerken yola çıkmayı unuttuğumu fark ettim. “Hele bir olayım da..” derken yerimde durup, olduğum yerde çürüdüğümü. Böyle olunca kendime ve kimseye faydamın olmayacağını.

Uygulamaya geçmeden her şeyin gözde büyüdüğünü. Teorik bilgilerin muhteşem besleyici olduğunu ve fakat deneyimleyince her şeyin bütünleştiğini… Çok şükür.

Aldığım meditasyon, meditasyon uygulayıcılığı ve koçluk eğitimlerimi, kendi araştırma ve okumalarımı, kişisel yolculuğumdaki kişisel hikaye ve deneyimlerimi harmanlayarak, bir yerden başlıyorum artık. Yolda eğitimlerimi almaya devam ederek, pişmeye devam ederek, öğrettiklerimden öğrenerek, öğrendikçe paylaşarak.

Büyükada’da farkındalık sohbetleri edeceğiz, kitap okumaları yapacağız ve farklı meditasyon deneyimleri yaşayacağız. Yakında başlıyoruz. Bize katılır mısınız?

Yeni Yıl, Yeni Sen!

2019 yılının son günlerindeyiz. Bir kaç gün sonra 2020 yılı! Adı, yani sayı olarak, heyecan verici geliyor bana. Her yeni yıl heyecanlandırır şüphesiz insanı. Pek çok şeyi geride bırakmışız ve yeniliklere hazırız hissi olur genelde.

2019 nasıl geçti?

Darbe girişimleri, terör saldırıları, seçim sonuçları, gözaltılar, yangınlar, depremler, yeni sistemler, kadın cinayetleri, eylemler, harekatlar vardı tüm dünyada.

Galiba bu sene yüzümü güldüren iki isim oldu: Ekrem İmamoğlu ve Greta Thunberg.

Ben şahsen bu sene bol bol çeviri yaptım, Büyükada‘da film gösterimleri düzenledim, düzenli olarak yoga, spor ve meditasyon yaptım, daha çok bisiklete bindim, daha çok “yazdım“. Yeni insanlarla tanıştım. Kısa film projesinde yer aldım. Mümkün mertebe gezdim. Zorlukları olan, güzellikleri olan, vasatın biraz üstü bir yıldı benim için.

2019 biterken yeni bir hediye verdi bana. Böylelikle 2020 bana göz kırpmış oldu aslında. Umut var dedi. Heyecanlandırdı beni, çok şükür.

2014’ten beri var hayatımda meditasyon. İlk zamanlar evde kendi kendime, internetten destek alarak, arada yoga kamplarına katıldığımda oralarda, bir de düzensiz, saatlik etkinliklerde…

2018’de Yeditepe Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nin Nefes Koçluğu ve Meditasyon Uygulayıcılığı Sertifika programlarına katıldım. Çok yeterli bulmadığım için -uygulayıcılık konusunda- arayışlarıma devam ettim.

2018’de bir meditasyon öğretmeni ile tanıştım. Düzenli olarak 8 haftalık kurslarına katılmaya başladım. Hayatım değişti diyebilirim. Hem meditasyon şahsen hayatıma daha düzenli bir şekilde girmiş oldu, hem muhteşem kaynaklara ulaşarak bol bol okuma, bol bol da egzersiz fırsatı oldu, hem de aslında “meditasyon kültürü ve ahlak, vicdan bilgisi” başlığı atabileceğim konularda sohbetler ettik bol bol, ev ödevlerimiz oldu vs. Bu arada bu eğitimler tüm hızıyla devam ediyor ve edecek benim için.

Bu yaz Büyükada’da da çok tatlı ve başarılı bir yoga hocamız oldu, Gülfiye hocam sayesinde düzenli şekilde yoga yapmaya başladık. Kendisi yakın zamanda, “neden sen de bize meditasyon yaptırmıyorsun, meditasyon sınıfı açmıyorsun” diye bir teklifte bulundu. Derneğin de isteği üzerine bu Pazar tanıtım demosunu yapacağımız meditasyon derslerini 2020’de “Farkındalık Sohbetleri ve Meditasyon” başlığıyla başlatıyorumm. Bundan daha iyi nasıl olur? Çok şükür.

Bu bir yolculuk. Evet, 2014’ten beri düzenli olarak hayatımda ve 2018’den beri daha profesyonel eğitimler almış oldum ama ben de hala bir öğrenciyim. Öğrencilik bitmez, bitmesin de zaten. Ancak bu bilgileri paylaşmak, yol göstermek, uygulatmak, kolaylaştırmak işin en sevdiğim kısmı ve bir yerden başlamalıydım, Büyükada da bunun için biçilmiş kaftan bana sorarsanız.

Pazar akşamüstleri Büyükada’da nefes, farkındalık, sağlıklı yaşam üzerine sohbetler edeceğiz ve farklı meditasyon teknikleri uygulayacağız. Başlangıç gününü buradan paylaşacağım. Instagram’dan da güncel bir şekilde gelişmeleri takip edebilirsin. Katılmak istersen lütfen Adalar Kültür Derneği’ni ara ve kayıt ol, olur mu?

Bu sene meditasyonun hediyeleriyle başlasın, bambaşka sürprizlere gebe olsun, ben hepsine açığım.

2020’de sağlıklı yaşama, kişisel gelişime, meditasyona dair motivasyona, desteğe, danışmaya ihtiyacın olursa ben buradayım, bir e-posta atman yeterli.

2020: Muhteşem bir yıl olsun, adı gibi güzel olsun, tutarlı olsun, havalı olsun, taptaze yenilikler getirsin, şaşırtsın, geliştirsin, kalabalıklaştırsın, neşe saçsın,enerji versin, ışıltılı olsun, sağlıklı olsun, bereketli olsun, anlayışlı, sevgi dolu, sarmaş dolaş olsun, sıcak olsun, geniş olsun, tatlı olsun, komik olsun, romantik olsun, kolay olsun, ferah olsun, barış dolu olsun.

2019, hadi geçmiş olsun 🙂

21 Haziran Uluslararası Yoga Günü (video)

Namaste!

Yakın bir tarihte, 2015’te Birleşmiş Milletler tarafından 21 Haziran, Uluslararası Dünya Yoga Günü olarak belirlenmiş. 21 Haziran’da, başta Hindistan’da olmak üzere binlerce yogasever, meydanlarda, parklarda ve stüdyolarda etkinlikler düzenleyerek yoga öğretisinin yaygınlaşması için emek veriyor.

Hindistan başbakanı Narenda Modi, 21 Haziran tarihinin önemini bir konuşmasında şöyle açıklamış:

Kuzey kutbunda en uzun günün yaşandığı bu tarih dünyanın pek çok yerinde büyük öneme sahiptir. Yoga açısından ise bu tarih Dakshinayana’ya, yani yaz gün dönümüne geçiştir ve yaz gün dönümünden sonraki ilk dolunayda Shiva’nın dünyaya yoga öğretisini yaymaya başladığı söylenir, kendisi bu tarihte ilk guru (öğretmen, usta) olmuştur. Ayrıca yaz zamanında, doğanın ruhani pratikler için bizi desteklediği de söylenebilir.”

5. Uluslararası Yoga günü ülkemizde de çok çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Detaylı bilgi almak için tıklayın.

Tesadüf o ki, yoga 2015’ten beri hayatımda var benim de. Çok düzenli yapamadım bu beş sene boyunca ama hiç de bırakmadım. Şu an adada her Salı sabahı katıldığım vinyasa yoga dersleri var. Ben de ilerde yin yoga eğitmenliği eğitimi almak ve meditasyon uygulayıcılığı ile ikisini birleştirerek bu tarz eğitimler vermek istiyorum.

Yoga’nın ne olduğunu, kaç çeşit yoga olduğunu, genel anlamda felsefesini ve faydalarını dilim döndüğünce anlatmaya çalıştığım bir video çektim. Bilgi anlamında da bol bol sevgili Esra Karaosmanoğlu’nun Acemi Yogi’nin El Kitabı adlı kitaptan faydalandım, ısrarla da tavsiye ederim yeni başlayacaklara ve hareketler kadar işin felsefesini de merak edenlere.

Keyifli izlemeler.

Biraz da Gülelim

20 yıllık arkadaşlarım var. Tanıştığımız andan itibaren mizah yönümüzün de hayata bakış açımızın da çok benzediğini hemen fark ettiğimiz bir grup arkadaşız biz. Hep bir şeyler ürettik birlikte, dergiler çıkarttık, yazılar yazdık, seyahatler ettik, fotoğraflar çektik, konuşmalar yaptık…

Yakın zamanda bir youtube kanalı açtık birlikte ve burada bazı komik videolar çekip paylaşıyoruz. Genelde hicivli, kara mizah içeren parodiler oluyor bunlar.

Bir karakter yarattık bendenizden: Kuantum Beril.

Spiritüel dünyada yogayı, meditasyonu, enerjileri, reikiyi, benzer disiplinleri sömürerek hem komik duruma düşen hem de maalesef insanları kandıran, kendi hayatına hiçbir şekilde geçiremediği öğretileri anlatmaya kalkan, haksız kazanç sağlamaya çalışan bazı kişileri hicvetmek istedik aslında. Yani kendi yaptığımız işin kötü örneklerini hicvetmek istedik biraz, affola 🙂

Bir örnek video şurada, sizleri de biraz güldüreyim istedim burada da paylaşarak.

Kuantum Beril’in maceralarını 4er media‘dan takipte kalın 🙂

Vegan Beslenme Çok Revaçta, Peki Nasıl Beslenmeliyiz?

Bu konuya daha önceki pek çok makalemde yer verdim aslında, yani hem vegan beslenmeye hem de genel anlamda piyasada sürekli adı geçen pek çok beslenme çeşidine ara ara yer vermeye çalışıyorum makalelerimde; ketojenik beslenme, vejetaryen beslenme, vegan beslenme, akdeniz tipi beslenme, alkali beslenme gibi. Bu makalede konum daha çok fleksitaryen beslenme olacak.

Bu yaz kendim için bir detoks olması da amacıyla 21 günlük vegan beslenme denemesi yapmıştım, burada da bahsetmiştim, oldukça başarılı geçmişti. O 21 günden sonra etin, sütün, yumurtanın beslenmemde yer almamasının cildimi ve bağırsaklarımı bir nebze rahatlattığını, aynı zamanda da fazla kilolarımı atmama yardımcı olduğunu fark ettim. Bir şekilde iç sesimi dinledim ve şu an yaklaşık 6  aydır yumurta, süt ürünleri ve kırmızı et tüketimimi neredeyse sıfıra indirdim. Haftada bir balık yiyorum. Bol bol sebze, meyve ve baklagil yiyorum. Çok nadir olarak ayran içiyorum, çok nadir olarak içinde peynir ya da yumurta olan besinleri tüketiyorum ama özellikle satın alıp soframa koyup tükettiğim ürünler değil bunlar artık. Böylelikle hem kilom sabitlendi, hem cilt ve bağırsak problemlerim çok daha iyileşti. Tabii kan testleri yaptırarak herhangi bir eksiklik yaşayıp yaşamadığımı da kontrol ettiriyorum.

Bu benim yolculuğum. Vegan olduğumu söyleyemem, veganizm zaten bir beslenme türünden ziyade bir felsefe, bir inanış, bir yaşam biçimi. Vejetaryen beslendiğimi de söyleyemem çünkü balık tüketiyorum. Her beslenmeye bir ad takmak gerekli mi, hepimizin beslenmesi bir başlığın altına girmeli mi, bence hayır ama benim gibi beslenenler için bu beslenme türüne de bir isim takmışlar: Fleksitaryen beslenme.

Fleksitaryen beslenme nedir?

Esnek vejetaryenlik diyebiliriz aslında. Kısaca ifade etmek gerekirse fleksitaryen beslenme, çoğunlukla vejetaryen beslenip nadiren et tüketmek. Bu beslenme modelinde kişi ne kadar sık et yiyeceğine kendisi karar veriyor. Ben haftada bir balık, ayda bir iki kez süt ürünlerinden bir ürün tüketiyorum. Yine ayda bir belki yumurta tüketiyorum. Daha az hayvansal gıda tüketimi hayvanların daha iyi koşullarda yaşamaları anlamına gelir. Kaliteli gıda elde edebilmek için hayvanların daha doğal bir ortamda yaşamaları gereklidir. Fleksitaryen diyeti ilk kez ABD’li diyetisyen Dawn Jackson Blatner 2008’de çıkardığı kitabında duyurmuş.

Her zaman söylediğim gibi, önce sen. (Önce sen, bencil ol, çevreni düşünme anlamına gelmiyor. Biz bize hükmedebiliyoruz ancak. Biz sağlıklı olmazsak ne kendimize, ne sevdiklerimize, ne diğer canlılara ve doğaya faydamız olur, bu yüzden kendimizi tanımak, ihtiyaçlarımızı bilmek durumundayız.)

Senin vücudun ne istiyor, neye tepki veriyor, nesiz yapamıyor, neyi sindiremiyor, neyi çok seviyor, neye alerjik reaksiyon gösteriyor, neyle güçleniyor, neye intoleransı var vs. Bunları öğrenmek, kendini tanımak için önce tahliller, testler. Daha sonra ihtiyaca göre bir beslenme çeşidi seçimi ve en sonunda da ne kadar az et ve şeker, o kadar iyi. Sağlıklı yağlardan korkma. Hareket et. Nefes al. Esne.

Destek almak istersen, bana nasıl ulaşacağını biliyorsun.

2019 Hoş Gelsin!

Geçen yıl, bugünlerde, yeni bir yıla girerken sağlıklı ve mutlu olmak için önerilerde bulunduğum bir yazı yayınlamıştım.

Dilek listesi yapmanızı önermiştim, bu yıldan beklentilerinizi gözünüzle de görebilmek, bir nevi somutlaştırabilmek için. Bu önerime bir ekleme yapmak istiyorum: Minik bir defter alın kendinize ve bu bir minnettarlık defteri olsun. Her gün mümkünse gün bittiğinde o gün minnettar olduğunuzu düşündüğünüz şeyleri yazın. Genelde 10 iyi şey yaşıyorsak, yaşadığımız 2 kötü şeye odaklanıyoruz. Minnet duyduğumuz konulara odaklanır ve bunları not alırsak, beklentilerimizi somutlaştırdığımız gibi aslında hayatımızdaki olumlu yönleri de somut bir şekilde karşımızda görebilir, onlara odaklanmakta kolaylık yaşayabiliriz.

Sağlık kontrollerinizi hatırlatmıştım. Doktor randevularımızı aksatmamamız gerektiğini. Biraz kendimizi dinlemek için her zamanki gibi meditasyon önereceğim. Bedensel veya ruhsal sağlığımızla ilgili bir problem yaşıyorsak, meditasyon sırasında fark edebiliyoruz. Böylelikle, “dizim ağrıyor, şunu ihmal etmeyeyim” ya da “sanırım biraz sinirlerim bozuk, bununla ilgili destek alayım” gibi farkındalıklar yaşayabilirsiniz. Ya da belki ne kadar sağlıklı ve iyi hissettiğinizi fark eder ve şükredersiniz.

Beslenme demiştim. Ben bu yıl kendimi dinleye dinleye bağırsak ve cilt problemlerimi %80 oranında çözen bir beslenme şekli buldum kendime. Tetkiklerimi aksatmayarak elbette. Örneğin ben artık et olarak sadece balık tüketiyorum, onun dışında baklagil, sebze ve meyve ile besleniyorum. Süt ve yumurta da tüketmiyorum artık çünkü bağırsağıma ve cildime iyi gelmediğini fark ettim. Turşu ve kırmızı şarap da aynı şekilde bana iyi gelmeyen besinler. Fakat siz de böyle beslenin dediğimi sanmayın sakın, lütfen kan ölçümlerinizi yaptırın, alerjileriniz, intoleranslarınız varsa bunları öğrenin, gerekiyorsa bir diyetisyene giderek kendinize uygun bir beslenme şekli konusunda destek alın. Motivasyon konusunda desteğe ihtiyaç duyarsanız, koçluk desteği verebilirim, benimle iletişime geçebilirsiniz. Size doğru beslenmeye alışana kadar eşlik edebilir, alternatifler sunabilir, hayatınıza spor ya da meditasyon gibi disiplinleri katmanız için sizi motive edebilirim. Geçen sene yazdığım önerilerin devamı için tıklayın, zira hepsi geçerli bu yıl için de. 

Ben 2018’de İstanbul’dan biraz uzaklaşmak istiyordum. Gönlüm Ege’de, hatta Akdeniz’deydi ama sonra İstanbul’dan o kadar da uzaklaşmadan, daha sakin bir hayatın mümkün olduğu, yine sahil kasabasında yaşama tadını alabileceğim başka bir fikir geldi aklıma: Büyükada’ya yerleştim. Neredeyse bir sene olacak taşınalı. İyi ki dediğim, verdiğim en iyi kararlardan oldu bu.

Önümüzdeki yıl ise Zararsız Yaşam‘ı büyütmek için bazı girişimlerde bulunuyor olacağım. Gelişmelerden sizi haberdar edeceğim, şimdilik sürpriz olsun. Kişisel olarak bu yıl meditasyon ve yoga hayatıma daha sağlam bir şekilde girdi, spor daha azdı ama özdü. Bu yıl sporu daha fazla hayatıma katmak istiyorum.

Yeni yılda sağlıklı yaşam seminerleri, sohbetler, kitap okuma günleri, meditasyon seansları ile birlikte olacağız. Facebook ve instagram hesaplarımı takipte kalın lütfen.

Mutlu yıllar, sağlıklı seneler, sevdiklerinizle, aşk, tutku, bereket, huzur, dostluk ve neşe dolu bir 2019 olsun mu, bence olsun!

Sağlıklı Yaşam ve Beslenmede Probiyotiklerin Önemi Semineri

Geçtiğimiz ay İstanbul Erenköy Kozmos Yaşam Merkezi’nde 21 kişinin katılımıyla Sağlıklı Yaşam ve Bilinçli Beslenme seminerimizde doğru sandığımız yanlışlardan, beslenme alışkanlıklarından, spordan, diyet hatalarından, bütüncül bir sağlıklı yaşam felsefesinden bahsetmiştik. Sonrasında 6 dakikalık bir meditasyon yapmış ve ellerimle hazırladığım sağlıklı atıştırmalıklardan tadarken sorulara cevap vermeye çalışmıştım.

Bu ay aynı mekanda bu kez aynı konuya biraz da probiyotikler üzerinden bakacağız. Sonrasında 10 dakikalık bir meditasyon yapıp sağlıklı bir kek yiyecek, detoks sularımızı içeceğiz ve yine sorularınızı cevaplayacağım, bu kez süremiz biraz daha uzun.

Etkinliğimiz ücretlidir, lütfen Kozmos Yaşam Merkezi’ni arayarak ön kayıt yaptırınız.

Görüşmek üzere,

Sağlıklı Yaşam ve Bilinçli Beslenme Seminerinden Notlar

 

13 Ocak 2018 Cumartesi günü, bir süre önce buradan da duyurduğum Sağlıklı Yaşam ve Bilinçli Beslenme seminerim İstanbul Erenköy Kozmos Yaşam Merkezi’nde gerçekleşti.

Seminer Nasıl Başladı?

20 kişinin katılım gösterdiği etkinlikte önce kendi hikayemi anlattım. Tam zamanlı çalışırken neden istifa etme kararı aldığımı, freelance çalışmama rağmen neden yine de sağlığımla ilgilenemediğimi, tak dediği noktada kişisel antrenörümü arayarak başladığım spor ve sağlıklı beslenme yolculuğunu, koçluk eğitimi alarak bendeki değişimleri destek ve eşlik ihtiyacı olanlarla paylaşmaya başladığımı özetledikten sonra sunuma geçtik.

Beslenmenin sadece yediğimiz besinle ilgili olmadığına, seçtiğimiz mekan ve insanlarla da beslendiğimize ve bilinçli beslenmenin önemine kısaca değindikten sonra beslenmede doğru sandığımız yanlış bilgilerimize değindim. Yağ, süt, şeker, tahıl, ekşi maya, yeme saatleri, spor ve meditasyondan bahsettikten sonra beş dakika meditasyon yaptık.

Neler Tattık?

Bir saatin sonunda ise katılımcılar için şef arkadaşım Pelin Görpe ile birlikte hazırladığımız sağlıklı atıştırmalıklar ve detoks sularının bulunduğu masaya geçtik. Katılımcılar sağlıklı atıştırmalıkları pek beğendi doğrusu, tarifler de soruldu, hemen paylaşayım:

  • Detoks suyu:

Salatalık, limon, taze nane, maydonoz, taze zencefil ekledik cam sus şişelerimize ve iki saat kadar beklediler.

  • Tatlı hurma topları:

5-6 adet hurmayı sıcak suda beklettik, sonra blender’da püre yaptık. Bu pürenin içine iki tatlı kaşığı keçiboynuzu unu, 1 tatlı kaşığı tarçın, 2 çorba kaşığı çiğ kakao, 1 avuç badem ve cevizin rondoda un haline getirilmiş halini ekledik ve karıştırdık. Hamurlaşmış karışımı ellerimizle yuvarladık ve tabağa dizerek buzdolabına koyduk. Yemek için çıkardığımızda isteğe göre yarısını hindistancevizi rendesine, diğer yarısını yine çiğ kakaoya buladık. Farkındaysanız içinde ekstra şeker yok, fırına bile giren bir tatlı değil. Lezzeti ise muhteşem.

  • Fırında sebzeli tuzlu kek:

Malzemeleri sayayım: 5 yumurta 4 çiçek karnabahar 4 çiçek brokoli 3 çorba kaşığı tam buğday unu ya da beyaz un dışında tercih edeceğiniz başka bir un. 1 yemek kaşığı karbonat ve ona eklenen biraz limon suyu/sirke 1 fiske kaya tuzu Bir avuç maydonoz Bir avuç dereotu Bir avuç taze nane Yarım kırmızı tatlı biber Bir fiske keten tohumu Bir fiske susam İstendiği kadar pul biber, kara biber İsteğe göre siyah zeytin (tuz tadı gelsin diye) Hepsini karıştırdık. Bir borcama fırın kağıdı serdik ve karışımı döktük. Üstünü düzelttikten sonra biraz daha susam, hatta biraz da çavdar ezmesi ekledik. Fırına verdik, 180 derecede 30 dakika boyunca pişti.  İçinde beyaz un, yağ yok ve çokk lezzetli. Beş çayı için de düşünülebilir, öğlen ya da akşam niyetine de yenebilir. Etkinliğime katılım ve geri dönüşler çok keyifli oldu. Katılımın sosyal medya paylaşımlarından sonra İzmir, Denizli gibi şehirlerden davetler aldım. Sağlıklı yaşamı, kendi üzerimdeki değişimleri anlatmak benim için çok keyifli, tüm ülkeyi gezip anlatsam doymam herhalde. Böyle bir davette bulunmak isteyen dernekler, merkezler, ilgili kurumlar olursa sitemin iletişim kısmından benimle iletişime geçebilir, seve seve cevaplarım. Afiyet olsun ve sağlıklı günler 🙂

Yeni Yılda Sağlıklı ve Mutlu Olmak İçin Önerilerim

Bir yıl ne çabuk geçti yahu? Kısa bir değerlendirme…

Son dönemlerde hepimizin ağzında aynı laf var: “günler, aylar, yıllar nasıl geçiyor anlamıyorum, bu ara sanki bir başka hızlı akıp gidiyor.”

Şahsen böyle hissedenlerdenim. Facebook’un şu tarihte bugün hatırlatmalarının hastasıyım, hatta bağımlısıyım denebilir. Gece 12’de muhakkak geçen sene ya da daha önceki senelerde bugün ne paylaşmış, ne yapmışım, neredeymişim, kimlerleymişim, neleri takip ediyor, nelerden etkileniyormuşum diye merakla bakıyorum bu sayfalara. Ve her seferinde çok şaşırıyorum çünkü birkaç ay önce gibi hissettiğim, deyim yerindeyse dün gibi hatırladığım anlar 3-5 sene önceki anılar olarak çıkıyor karşıma. Zaman tuhaf bir kavram zaten, bu yeni bir bilgi ya da benim bir buluşum değil, hep konuşulmaz mı, bizi strese sokan bir sınav, bir görüşme ya da bir bekleme anı 10 dakika bile olsa saatler geçmiş gibi hissettirirken çok mutlu olduğumuz birkaç saati bir dakika gibi hatırlarız. Neyse, diyeceğim o ki, yıl oldu 2018. Kutlamalara çok az kaldı. Bu yılın başında Reina’da üzücü olaylar yaşandı, pek çok kayıp verdik. Bu yıl ABD’nin 44. Başkanı Barack Obama, Beyaz Saray’a veda etti. 45. Başkan Donald Trump, Kongre’de yemin ederek göreve başladı, Trump’ın yıl boyu aldığı kararlar ve attığı imzalar tüm dünyadan tepkiler aldı. Bu yılki referandumla ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ olarak adlandırılan sistem, başkanlık sistemiyle değiştirildi. Bu yıl Google, “dünyanın en değerli markaları” listesinde teknoloji devi Apple’ı geride bırakarak zirveye yükseldi. Bu yıl ABD’nin Los Angeles kentinde 89. Oscar Ödülleri törenle sahiplerini buldu. En iyi film ödülüne layık görülen filmin yanlış anons edilmesinin damga vurduğu törende “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülü “Moonlight“taki performansıyla Mahershala Ali’nin oldu. Ali, oyunculuk dalında Oscar’a layık görülen ilk Müslüman oldu. Bu yıl Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşü yaptı. Bu yıl Harun Kolçak, Halit Akçatepe, Fikret Hakan, Ayberk Atilla, Engin Cezzar, Tayfun Talipoğlu, Bülent Kayabaş, Naim Süleymanoğlu, Vatan Şaşmaz ve şu an aklıma gelmeyen pek çok değerli ismi kaybettik. Bu yıl Tekerlekli Sandalye Basketbol takımımız Avrupa şampiyonu oldu.

Bende ne var ne yok?

Ben bu yıl sağlığımı geri kazanmak için bazı atılımlar yaptım. Sporu, meditasyon ve yogayı hayatımda düstur edindim. Sağlıklı beslenmeyi öğrendim, sağlıklı besinler pişirmeyi öğrendim. “Önce ben” demeyi öğrendim. Bu öğrenimler bana yeni bir meslek de kazandırdı. Sağlıklı yaşam koçu olma yolunda epey ilerledim. Sinema yazarlığı da bana güzel deneyimler yaşattı bu sene. Bu sene güzel bir seyahat yaptım kendi başıma, bu seyahat beni biraz daha büyüttü, kendime biraz daha yaklaştırdı, bana çok şey öğretti. Arkadaşlarımla güzel vakitler geçirdim bu yıl. Bana iyi gelmeyen enerjide olan insan ve mekanları sevgiyle hayatımdan çıkarttım. Yeni hedefler koydum kendime, istemeyi öğrendim. Destek olabileceğim pek çok canlıya elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. 2018 kapıdayken pek çok yenilik beni bekliyor, yeni bir evim, yeni bir muhitim, yeni bir çevrem, yeni bir yaşamım olacak gibi görünüyor. Sevdiğim, ben olduğum işler yaparak geçimimi sağlayabileceğim, huzurda ve akışta olacağım günlerin beni bekliyor olması için ben elimden gelen çabayı gösterdim, gerisi akış…

Sağlıklı bir yeni yıl için Melis’ten öneriler

Gelelim yeni yılı bahane ederek yenilenmemiz adına nacizane önerilerime:

1- Dilek Listesi /Panosu: Önünüze ister bir kağıt/defter, isterseniz büyükçe bir karton alın. İster kalem, ister renkli boyalar, isterseniz dergiler, gazeteler, fotoğraflar alın önünüze. Amaç hedeflerimizi, planlarımızı, hayallerimizi önümüze dökmek, somutlaştırmak, görmek. Kağıda yazabilirsiniz: İtalya’ya gitmek istiyorum. Şu şikayetim için doktora görünmek istiyorum. Tenise başlamak istiyorum. Teyzemi ziyaret etmek istiyorum. Arkadaşımla barışmak istiyorum. Daha çok uyumak istiyorum. Kilo vermek istiyorum. Kartonunuzun üzerine buna benzer isteklerinizle ilgili çizimler yapabilir, görseller keserek yapıştırabilirsiniz. Bunları yaparken ne istediğinizi sesli olarak da ifade etmenizi öneririm. Kendi iç sesiniz isteklerinizi dile getirdikçe, siz bu istekleri duydukça onlar daha da somutlaşacak, onlara daha da inançla bağlanacaksınız ve bu isteklerinizin gerçekleşmesi için daha somut adımlar atabileceksiniz.

2- Sağlık: Neleri ertelemekteyiz? Şuram ağrıyor, doktora gitmem lazım ama üşeniyorum/korkuyorum/erteliyorum şeklindeki tüm durumlarınızı lütfen gözden geçirin. Bunları da tek tek yazın bir sayfaya korkmadan: dişçi randevusu, kadın doğum randevusu, dahiliyeci, her ne ise. Ve lütfen ilk iş bu ertelemeleri bitirelim, randevularımıza gidelim ve bu yazdıklarımızın üstünü çizelim. Sağlıktan önemli hiçbir şey, ama hiçbir şey olamaz.

3- Sigara: Uzatmayacağım, kolay olmadığını biliyorum ama eğer içiyorsanız lütfen bu sene bırakmak için bir adım atın. O sene bu sene olsun.

4- Beslenme: Kızartma ve şekeri hayatınızdan çıkartmak için bir adım atın lütfen. Paket gıdalar ve fast food yerine ev yemeği yemeye çalışın, bu bile bir başlangıçtır. Daha ciddi bir beslenme bozukluğunuz varsa lütfen bir diyetisyene başvurun. Bu konuda bir disiplin probleminiz varsa size koçluk hizmetimle eşlik edebilirim.

5- Spor: Vaktim yok, sevmiyorum diyenler: haftada iki gün, sadece 45’er dakika. Vaktim var ve seviyorum diyenler: haftada 3-4 gün, en fazla 1’er saat. Hem fizik hem ruh sağlığı için.

6- Kitap: Günde 3 sayfa için vaktim yok bahanesini kabul etmiyorum. Bambaşka hayatlar, düşünce yapıları, hayaller keşfedin, öğrenin, itiraz edin, düşünün.

7- Sosyalleşmek: Kafalarımızı şu akıllı telefonlardan biraz kaldıralım ve sevdiğimiz insanlarla, sevdiğimiz mekanlarda sohbet edelim biraz, olur mu? Kaliteli zaman geçirelim.

8- Uyku: 7-8 saatten az uyumamaya özen gösterin. Kaliteli uyku uyumaya çalışın. Yataktan zorla kalkmayın. Kalkmanız gereken saatten 6-7 dakika önceye kurun saati, yatakta gerinin biraz, esneyin, hiç bilmediğiniz yeni bir güne uyanıyor olduğunuzun heyecanını hissetmeye çalışın.

9- Alkol: Hafta sonları birer kadeh gibi bir deneme nasıl olur? Ödül gibi olmaz mı? Bırakın o her zaman hayatınızda olan bir rutin, sizi yoran bir bağımlılık olmasın, kendinizi şımarttığınız, tadını özlediğiniz bir kaçamak olsun. Cumartesi akşamı yemeğinizin yanında size eşlik eden bir kadeh kırmızı şarap ya da en sevdiğiniz grubun konserinde coşarken tadını çıkarttığınız bir şişe bira.

10– Olumlu Düşünce ve Meditasyon: Olumsuz düşünce kurmak, hayat çok kötü, ben çok şanssızım, her şey berbat demek o kadar kolay ve ilk akla gelen kaçış düşünceleri ki aslında. Evet, dünyada haksızlıklar, adaletsizlikler, zulüm, ölüm, kötülük, vahşet almış yürümüş durumda. Fakat dünyanın derdi bizim omuzlarımızda değil. Biz bu olumsuzluklarla vah vah ederek, her şeyden nefret ederek ve surat asarak savaşamayız. Bizim tek bir silahımız var, o da kendimiz. Tek bir sorumluluğumuz var, kendimiz. Toplumlar bireylerden oluşuyor. Kayserililer, İngilizler, Amerikalılar, Batılılar, Asyalılar demeye bayılıyoruz ama aslında herkes sadece kendinden mesul. Sen kendi içini temizle, kendi çevrene iyi, hakkaniyetli, temiz, dürüst, doğal davran. Gerisi sende değil. Her gün yeni bir gün. Her şey değişken. Sadece var olmaya çalış. Yönetmemeye. Mükemmeli aramamaya. Sakinleşmeye ve yavaşlamaya çalış. Kendine her gün en az bir beş dakika ayır. İş yükünden, ailevi sorumluluklarından, trafikten, yetişmekten, sosyal medyada varolmaktan beş dakikacık kop. Gir bir odaya. Otur. Kapat gözlerini. Yavaş yavaş nefes al, ver. Nefesini dinlemeye çalış. Düşünceleri fark et. Vücüdunu esnetmeye çalış. Nerelerin gerilmiş, nerelerin ağrımış, fark et ve rahatlatmaya çalış. Bu kadarını yap kendine. Ve sonra kendine bu beş dakikayı bile ayırdığın için teşekkür et.

11- Su: Su iç. Bol bol.

12- Dilekler ve Kapanış: MUTLU, SAĞLIKLI, NEŞELİ, TUTKULU, HUZURLU, SEVGİ DOLU HİSSETTİĞİMİZ BİR YIL OLSUN!