Farkındalık ve Meditasyon. İlk Ders: Sağlıklı Yaşam ve Meditasyon İlişkisi

Şükürler olsun, yılbaşı öncesi yaptığımız demo dersten sonra ilk dersimizi bugün gerçekleştirdik.

Konumuz sağlıklı yaşam ve meditasyonun ilişkisiydi.

Sağlıklı Yaşam bir farkındalık. Genel anlamı, kişinin bedensel, ruhsal ve zihinsel olarak uzun yıllar sorunsuz bir biçimde yaşaması demek. Özde ise, biliyoruz ki sadece yemek yiyip, su içip, farkında olmasak da nefes alıp hayatta kalabiliriz ancak farkındalığımız artarsa, bedenimize, ruhumuza ve zihnimize doğru besinleri vererek sağlıklı bir yaşam yaşayabiliriz. Doğru besin, sadece yemek içmek değildir. Kimlerle vakit geçirdiğiniz, hangi ortamlara girdiğiniz, hangi hobilerle ilgilendiğiniz, nasıl düşünce yapılarına sahip olduğunuz, yani zihniniz ve ruhunuzu nelerle beslediğiniz de çok önemlidir.

Nefes, yaşam demektir. Yaşadığımız çağda stresi yönetebildiğimiz kadar sağlıklı ve mutluyuz. Doğru nefes almayı öğrendiğimizde ise, en etkili stres yönetimi tekniği ile buluşmuş oluyoruz.

Uzun ömürlü olmanın yolu, derin ve uzun nefesler almak, dakikada alınan nefes sayısını azaltmaktan geçer.

Meditasyon ve nefes teknikleri, beden sağlığını optimize etmek, duyguları dengelemek, ruhu arındırmak için çok önemlidir.

Bugün, doğru nefes almanın ve hayatımızda meditasyona yer vermenin ruhumuzda, zihnimizde ve bedenimizde ne gibi somut değişiklikler yarattığını konuştuk. Louise Hay’in Sağlıklı Yaşam İçin Kendini Sev kitabından alıntılar yaptık, bir adet imgeleme, bir adet de olumlama meditasyonu deneyimledik. Deneyimlerimiz üzerine konuştuk, paylaştık. Ev ödevlerimiz, var, onları konuştuk. Haftaya Pazar yeni konular, okumalar ve meditasyon deneyimleriyle yine Adalar Kültür Derneği‘ndeyiz.
Şubat ayı ortasında haftaiçi derslerimiz de başlayacak. Kayıtlar devam ediyor, bana ya da Adalar Kültür Derneği’ne ulaşabilirsiniz.

Büyükada’da Meditasyon Dersleri Başlıyor

İşte 2020’nin bomba gibi başladığını hissettiren taze haber! Bana öyle hissettiriyor, umarım sizlere de hissettirir.

Yapıyorsun, oluyor. Başla, yol zaten devam ediyor. Çok basit gibi görünen bu cümleler benim bir yıl biterken ve yenisi başlarken mottom gibi oldu adeta. Uzmanlık elbette zaman isteyen, eğitim isteyen, pişmek isteyen ve aslında bitmek bilmeyen bir süreç. Olmadan oldum demek en korktuğum, en kişiliğime yakıştıramadığım yaklaşım. Ancak bu yıl bunun da dengesini bulduğum bir yıl oldu. Pişerken yola çıkmayı unuttuğumu fark ettim. “Hele bir olayım da..” derken yerimde durup, olduğum yerde çürüdüğümü. Böyle olunca kendime ve kimseye faydamın olmayacağını.

Uygulamaya geçmeden her şeyin gözde büyüdüğünü. Teorik bilgilerin muhteşem besleyici olduğunu ve fakat deneyimleyince her şeyin bütünleştiğini… Çok şükür.

Aldığım meditasyon, meditasyon uygulayıcılığı ve koçluk eğitimlerimi, kendi araştırma ve okumalarımı, kişisel yolculuğumdaki kişisel hikaye ve deneyimlerimi harmanlayarak, bir yerden başlıyorum artık. Yolda eğitimlerimi almaya devam ederek, pişmeye devam ederek, öğrettiklerimden öğrenerek, öğrendikçe paylaşarak.

Büyükada’da farkındalık sohbetleri edeceğiz, kitap okumaları yapacağız ve farklı meditasyon deneyimleri yaşayacağız. Yakında başlıyoruz. Bize katılır mısınız?

Yeni Yıl, Yeni Sen!

2019 yılının son günlerindeyiz. Bir kaç gün sonra 2020 yılı! Adı, yani sayı olarak, heyecan verici geliyor bana. Her yeni yıl heyecanlandırır şüphesiz insanı. Pek çok şeyi geride bırakmışız ve yeniliklere hazırız hissi olur genelde.

2019 nasıl geçti?

Darbe girişimleri, terör saldırıları, seçim sonuçları, gözaltılar, yangınlar, depremler, yeni sistemler, kadın cinayetleri, eylemler, harekatlar vardı tüm dünyada.

Galiba bu sene yüzümü güldüren iki isim oldu: Ekrem İmamoğlu ve Greta Thunberg.

Ben şahsen bu sene bol bol çeviri yaptım, Büyükada‘da film gösterimleri düzenledim, düzenli olarak yoga, spor ve meditasyon yaptım, daha çok bisiklete bindim, daha çok “yazdım“. Yeni insanlarla tanıştım. Kısa film projesinde yer aldım. Mümkün mertebe gezdim. Zorlukları olan, güzellikleri olan, vasatın biraz üstü bir yıldı benim için.

2019 biterken yeni bir hediye verdi bana. Böylelikle 2020 bana göz kırpmış oldu aslında. Umut var dedi. Heyecanlandırdı beni, çok şükür.

2014’ten beri var hayatımda meditasyon. İlk zamanlar evde kendi kendime, internetten destek alarak, arada yoga kamplarına katıldığımda oralarda, bir de düzensiz, saatlik etkinliklerde…

2018’de Yeditepe Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nin Nefes Koçluğu ve Meditasyon Uygulayıcılığı Sertifika programlarına katıldım. Çok yeterli bulmadığım için -uygulayıcılık konusunda- arayışlarıma devam ettim.

2018’de bir meditasyon öğretmeni ile tanıştım. Düzenli olarak 8 haftalık kurslarına katılmaya başladım. Hayatım değişti diyebilirim. Hem meditasyon şahsen hayatıma daha düzenli bir şekilde girmiş oldu, hem muhteşem kaynaklara ulaşarak bol bol okuma, bol bol da egzersiz fırsatı oldu, hem de aslında “meditasyon kültürü ve ahlak, vicdan bilgisi” başlığı atabileceğim konularda sohbetler ettik bol bol, ev ödevlerimiz oldu vs. Bu arada bu eğitimler tüm hızıyla devam ediyor ve edecek benim için.

Bu yaz Büyükada’da da çok tatlı ve başarılı bir yoga hocamız oldu, Gülfiye hocam sayesinde düzenli şekilde yoga yapmaya başladık. Kendisi yakın zamanda, “neden sen de bize meditasyon yaptırmıyorsun, meditasyon sınıfı açmıyorsun” diye bir teklifte bulundu. Derneğin de isteği üzerine bu Pazar tanıtım demosunu yapacağımız meditasyon derslerini 2020’de “Farkındalık Sohbetleri ve Meditasyon” başlığıyla başlatıyorumm. Bundan daha iyi nasıl olur? Çok şükür.

Bu bir yolculuk. Evet, 2014’ten beri düzenli olarak hayatımda ve 2018’den beri daha profesyonel eğitimler almış oldum ama ben de hala bir öğrenciyim. Öğrencilik bitmez, bitmesin de zaten. Ancak bu bilgileri paylaşmak, yol göstermek, uygulatmak, kolaylaştırmak işin en sevdiğim kısmı ve bir yerden başlamalıydım, Büyükada da bunun için biçilmiş kaftan bana sorarsanız.

Pazar akşamüstleri Büyükada’da nefes, farkındalık, sağlıklı yaşam üzerine sohbetler edeceğiz ve farklı meditasyon teknikleri uygulayacağız. Başlangıç gününü buradan paylaşacağım. Instagram’dan da güncel bir şekilde gelişmeleri takip edebilirsin. Katılmak istersen lütfen Adalar Kültür Derneği’ni ara ve kayıt ol, olur mu?

Bu sene meditasyonun hediyeleriyle başlasın, bambaşka sürprizlere gebe olsun, ben hepsine açığım.

2020’de sağlıklı yaşama, kişisel gelişime, meditasyona dair motivasyona, desteğe, danışmaya ihtiyacın olursa ben buradayım, bir e-posta atman yeterli.

2020: Muhteşem bir yıl olsun, adı gibi güzel olsun, tutarlı olsun, havalı olsun, taptaze yenilikler getirsin, şaşırtsın, geliştirsin, kalabalıklaştırsın, neşe saçsın,enerji versin, ışıltılı olsun, sağlıklı olsun, bereketli olsun, anlayışlı, sevgi dolu, sarmaş dolaş olsun, sıcak olsun, geniş olsun, tatlı olsun, komik olsun, romantik olsun, kolay olsun, ferah olsun, barış dolu olsun.

2019, hadi geçmiş olsun 🙂

21 Haziran Uluslararası Yoga Günü (video)

Namaste!

Yakın bir tarihte, 2015’te Birleşmiş Milletler tarafından 21 Haziran, Uluslararası Dünya Yoga Günü olarak belirlenmiş. 21 Haziran’da, başta Hindistan’da olmak üzere binlerce yogasever, meydanlarda, parklarda ve stüdyolarda etkinlikler düzenleyerek yoga öğretisinin yaygınlaşması için emek veriyor.

Hindistan başbakanı Narenda Modi, 21 Haziran tarihinin önemini bir konuşmasında şöyle açıklamış:

Kuzey kutbunda en uzun günün yaşandığı bu tarih dünyanın pek çok yerinde büyük öneme sahiptir. Yoga açısından ise bu tarih Dakshinayana’ya, yani yaz gün dönümüne geçiştir ve yaz gün dönümünden sonraki ilk dolunayda Shiva’nın dünyaya yoga öğretisini yaymaya başladığı söylenir, kendisi bu tarihte ilk guru (öğretmen, usta) olmuştur. Ayrıca yaz zamanında, doğanın ruhani pratikler için bizi desteklediği de söylenebilir.”

5. Uluslararası Yoga günü ülkemizde de çok çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Detaylı bilgi almak için tıklayın.

Tesadüf o ki, yoga 2015’ten beri hayatımda var benim de. Çok düzenli yapamadım bu beş sene boyunca ama hiç de bırakmadım. Şu an adada her Salı sabahı katıldığım vinyasa yoga dersleri var. Ben de ilerde yin yoga eğitmenliği eğitimi almak ve meditasyon uygulayıcılığı ile ikisini birleştirerek bu tarz eğitimler vermek istiyorum.

Yoga’nın ne olduğunu, kaç çeşit yoga olduğunu, genel anlamda felsefesini ve faydalarını dilim döndüğünce anlatmaya çalıştığım bir video çektim. Bilgi anlamında da bol bol sevgili Esra Karaosmanoğlu’nun Acemi Yogi’nin El Kitabı adlı kitaptan faydalandım, ısrarla da tavsiye ederim yeni başlayacaklara ve hareketler kadar işin felsefesini de merak edenlere.

Keyifli izlemeler.

İrade Nedir? Sen İradeli Biri misin?

Özellikle beslenmeyle, sporla, sigara ile ilgili hep “iradesizim” önyargısıyla yaklaşırız kendimize. Belki işimize gelen budur, belki de yanlış bir bilgiyle bunu doğumumuzla gelen bir özelliğimiz sanıyoruzdur.

Konuyla ilgili bir video çektim, izleyip yorum yazarsan sevinirim.

Birlikte Meditasyon Yapalım mı?

Sağlıklı Yaşam yolculuğumda kişisel olarak bana en iyi gelen üç disiplin:

  • Düzenli Spor
  • Bilinçli Beslenme
  • Düzenli Meditasyon

Meditasyon hayatın bir parçası haline gelince, koçluk hizmeti verdiğim danışanlarımı da bu disiplinle tanıştırmalıyım ama doğru bir şekilde tanıştırmalıyım diye düşünüp İstanbul NLP International ve Yeditepe Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenledikleri Meditasyon Uygulayıcılığı sertifka programını bitirdim, hala da bir meditasyon hocasının derslerine düzenli olarak devam ediyorum.

Youtube kanalımdaki yeni videomda, dilim döndüğünce, uzunca anlattım meditasyonun ne olduğunu, ne olmadığını ve videonun son 6-7 dakikasında birlikte yapabileceğimiz bir meditasyon yönlendirmesi bölümü ekledim. Umarım faydalı olur. Yorumlarınızı beklerim.

“Zararsız Yaşam” İsmi Nasıl Doğdu?

Sağlıklı yaşam koçluğu yolculuğumu çoğu yazımda paylaşıyorum, bu blogu takip ediyorsan, hikayemi biliyorsundur. Bir marka haline getirmek istediğim Zararsız Yaşam isminin nasıl doğduğunu, sağlıklı yaşam ve koçluk serüvenimi anlattığım yeni bir video çektik, youtube’da izleyebilirsin. Abone olursan ve yorum yazarsan çok sevinirim.

Biraz da Gülelim

20 yıllık arkadaşlarım var. Tanıştığımız andan itibaren mizah yönümüzün de hayata bakış açımızın da çok benzediğini hemen fark ettiğimiz bir grup arkadaşız biz. Hep bir şeyler ürettik birlikte, dergiler çıkarttık, yazılar yazdık, seyahatler ettik, fotoğraflar çektik, konuşmalar yaptık…

Yakın zamanda bir youtube kanalı açtık birlikte ve burada bazı komik videolar çekip paylaşıyoruz. Genelde hicivli, kara mizah içeren parodiler oluyor bunlar.

Bir karakter yarattık bendenizden: Kuantum Beril.

Spiritüel dünyada yogayı, meditasyonu, enerjileri, reikiyi, benzer disiplinleri sömürerek hem komik duruma düşen hem de maalesef insanları kandıran, kendi hayatına hiçbir şekilde geçiremediği öğretileri anlatmaya kalkan, haksız kazanç sağlamaya çalışan bazı kişileri hicvetmek istedik aslında. Yani kendi yaptığımız işin kötü örneklerini hicvetmek istedik biraz, affola 🙂

Bir örnek video şurada, sizleri de biraz güldüreyim istedim burada da paylaşarak.

Kuantum Beril’in maceralarını 4er media‘dan takipte kalın 🙂

Meditasyon ve İyi Bir İnsan Olmak

Bu blogda yer alan başka makalelerimde de yer verdiğim gibi meditasyon bir süredir hayatımda yer alan bir disiplin ve benim için büyük önem taşıyor. Sağlıklı yaşamın bir parçası olarak düşündüğüm için hem meditasyon disiplinini hayatımdan çıkartmamaya, kendi hayatım için bu konuda daha çok derinleşmeye çalışıyorum, hem de bunu ihtiyacı olan diğer kişilere de anlatabilmeyi, bu konuda yetkin olmayı hedefliyorum.
Meditasyon benim hayatımda 5 yıldır daha aktif bir biçimde var, ilgimi çekmesi, hakkında okumam, denemem belki 10 seneye yayılır ama aktif olarak beş senedir derinleşmeye çalıştığım bir disiplin.

Meditasyonun ne olduğundan daha önce bahsetmiştim, burada da kısaca geçeyim ama amacım en baştan meditasyonun ne olduğuna girmekten ziyade son zamanlarda katıldığım bir meditasyon kursundan ve burada öğrendiklerimden bahsetmek bu makalede.

Meditasyon, farkındalığı artırmak ve huzurlu olmak için zihni dinlemek değil de “izlemek” adına sessizce oturup, o zamanı kendimize ayırıp, anda olabilmek aslında. Anın içine dolabilmek. İnsanoğlu nefes alarak hayatta kalabiliyor ve bunu otomatik olarak yapıyor. Meditasyon sessizliği içinde nefes, farkındalığı artırmak adına bize çok yardımcı olan bir mucize aslında. Nasıl nefes alıp verdiğimizi, bunun nasıl doğal bir şekilde burnumuzdan girip karnımıza dolup yeniden dışarıya çıktığını izlemek bizi hem anda kılıyor, hem şükürle dolmamızı sağlıyor hem de zihnimizin başka yerlere gitmesini bir nebze de olsa engelliyor. Manevi bir arınma tekniği olan meditasyon, hem Hindistan’da Budizm’de, hem Çin’de Taoizm’de, Hem Japonya’da Zen inanışında yer verilen bir uygulama olagelmiş. İslamiyet’teki tefekkür’ü de meditasyona benzetebiliriz.


Her ne kadar inanışlarla bir anılsa da, meditasyon yapmak için herhangi bir dini inanca bağlı olmanız, o yol içinden meditasyon yapmanız gerekmiyor. Meditasyonun bu tarz inanışlarla birlikte anılmasının sebebi kişinin öz varlığına ulaşma ve bütünle bağ kurma yolu olarak yaptığı meditasyonun genel anlamda bir “yaşam inancı” nda birleşiyor olması bana soracak olursanız. Hangi dine mensup olursanız olun, neye inanırsanız inanın, nefes alıp veren, aldığı ve verdiği nefese şükreden ve huzurlu, sakin, sağlıklı bireyler olmak isteyenler olarak aynı noktada birleşiyoruz. Kişisel olarak benim yaklaşımım budur.

Yakın zamanda Türkiye’de İstanbul’da meditasyon kursları veren bir kişinin adını iki farklı kişiden duyunca bu tesadüf üzerine kurslara katılmaya başladım. Yaklaşık 30 yıldır meditasyon yapan ve uzun zamandır da öğreten birisi. Pek çok değişik başlık altında kursları var kendisinin.

Benim için bu kursun diğer katıldığım meditasyon etkinliklerinden en büyük farkı, 10-15 kişilik bir grup olarak birlikte geçirdiğimiz yaklaşık 3 saatin toplamda 1 saati meditasyon ile geçiyorsa, geri kalan zamanda sohbet ediyor oluşumuz ve hocamızın bize hem ev ödevleri, hem de okumamız için makaleler gönderiyor oluşuydu. Bu sohbetler, makaleler ve ev ödevleri ise genel anlamda iyi insan olmakla, nazik ve merhametli olmakla, şevkat ve sevgi dolu olmakla ilgiliydi diyebilirim. Bu tarz sohbetlerin içine elbette gündelik yaşamda, iş hayatında, trafikte bunları nasıl sürdürebileceğimize dair detaylar giriyordu, hepimiz kendi yaşantılarımızdan örnekler verip üzerine konuşuyorduk. İnsanlarla göz temasında bulunuyor muyuz, insanlara kendimizi doğru ifade ediyor muyuz, sevgimizi yeterince gösterebiliyor muyuz. Peki kendimize sevgimizi yeterince gösteriyor muyuz? Kendimize ve başkalarına iyi dileklerde bulunuyor muyuz? Bizi karakterleriyle, enerjileriyle zorlayan insanların da aslında bizim gibi hayatla mücadele ettiklerini, onların da sevgiye ve anlayışa ihtiyaç duyduklarını hiç düşünüyor muyuz? Onlara da iyi dilekler dileyebilir miyiz?
Katıldığım ikinci kurs metta üzerineydi.

Metta nedir?

Metta Bhavana olarak da geçen bu terim aslında sevgiyle, anlayışla, şevkatle dolu bir kalbe sahip olmak, arkadaşlığı sevmek, şiddetten yana olmamak, kendisi için olduğu kadar başkaları için de iyiyi istemek gibi açıklanabilir. Bu kez okuyacağımız makaleler yoktu ve sohbet daha azdı, meditasyon pratikleri ve kendi aramızda yaptığımız ikili çalışmalar daha fazlaydı. Hem kendimize hem etrafımızdakilere daha çok dikkat etmeyi, daha sevgi dolu yaklaşmayı öğrendiğimiz, güzel bir çalışmaydı bu da.

Sohbetlerde beni en çok etkileyen bölümlerden biri de ağzımızdan çıkanlar ve davranışlarımızla tüm bütünü etkilediğimiz gerçeği ve bunun sorumluluğuydu. Şöyle ki, örneğin küfür etmek iyi bir şey değil, evet küfür etmeyelim. Fakat bunu illa karşımızda biri varken küfretmeyelim anlamında düşünmemek lazım, arabada tek başımızayken küfrediyorsak bile, sonuçta bu enerji bizden çıkıyor ve dışarı yansıyor. Bu sert bir örnek tabii, kötü düşünceler, olumsuz duygular ve bunların dışavurumu, sadece bizi ve yakın çevremizi değil, tüm evreni etkiler şeklinde düşünürsek bunun evrensel bir sorumluluk olduğunu hissederek yaşayabiliriz.

Bu çalışmaların sonunda genelde bazı şiirler okuduk. Bu şiirlerden beni en çok etkileyenin Türkçe’ye çevrilmiş halini buraya eklemek istiyorum:

Beş Kısa Bölümde Otobiyografi

I. Bölüm

Bir sokakta yürüdüm.
Yolda derin bir çukur vardı.
İçine düştüm.
Kayboldum…..Ümitsizim;
Bu benim hatam değildi.
Buradan çıkmak asırlar aldı.

II. Bölüm

Aynı sokakta yürüdüm.
Yolda derin bir çukur vardı.
Görmediğimi farz ettim.
Tekrar içine düştüm.
İnanamadım, yine aynı yerde olduğuma;
fakat bu benim hatam değildi.
Buradan kurtulmak tekrar yıllarımı aldı.

III. Bölüm

Aynı sokakta yine yürüdüm.
Yolda derin bir çukur vardı.
Onun orada olduğunu gördüm.
tekrar düştüm…. Bu bir alışkanlık.
Gözlerim açıktı.
Nerede olduğumu biliyordum.
Bu benim hatamdı.
Derhal oradan çıktım.

IV. Bölüm

Aynı sokakta yine yürüdüm.
Yolda derin bir çukur vardı.
Kenarından geçtim.

V. Bölüm

Başka bir sokakta yürüdüm

Portia Nelson (1994)