Adalar Yoga Insta Canlı Yayın

Takip edenler biliyor, Adalar Kültür Derneği’nde Ocak ayından beri meditasyon dersleri veriyorum. Dernekte yoga dersleri vermiş olan Gülfiye hocam ile Adalar Yoga isminde bir instagram hesabı açmıştık çalışmalarımızı paylaşmak için. Nisan ayında da Korona günlerinde Yoga ve Meditasyon’un faydalarını konuşmak için bir instagram canlı yayını yapmıştık. Buradan da duyurmuştuk.

Daha sonra sohbetimizi kaydedip youtube’da paylaşmıştım ama burada da paylaşmayı atlamışım, buyurun:

Korona Günlerinde Yoga&Meditasyon

İyi Haberlerim Var

Merhaba,

Neredeyse iki aydır Korona virüsü sebebiyle evlerimizden çıkmıyor, daha önce yaşamadığımız kısıtlamalarla dolu bir yaşam sürüyoruz. Bazı kolaylamalar, normalleşmeler olacağı söylense de, hastalığın ilacı bulunmadığı ölçüde tehlikedeyiz ve dikkatli olmalıyız. Önümüzde tedbiri elden bırakmayacağımız bir yıl varmış gibi gözüküyor.

Daha önce de biraz yazmıştım, zaten her yerde de konuşuluyor. Konunun çok fazla boyutu var. Sağlık en önemli kısmı. Sağlığımızı korumamız her şeyden önce geliyor. Ancak bunun da bağlantılı olduğu başka konular var şüphesiz. Ekonomik durumumuz ve psikolojik durumumuz, sağlığımızı korumamızdan çok da bağımsız değil. Sağlık ekonomiyi, ekonomi sağlığı, bunların yokluğu, eksikliği ya da endişesi psikolojik durumumuzu, ruh durumumuz da yine sağlığımızı etkiliyor. En zengininden en fakirine, en gencinden en yaşlısına, farklı farklı zorluklarını yaşıyoruz hayatın şu an. Çalışmak zorunda olan, çalışamayan… Kimse birbirinden daha şanssız ya da şanslı değil.

Ancak bunu da atlatacağız elbet. Uzun da sürse, sonu gelecek, her şey değişir, gelişir, devinir, evrilir, biter, yenilenir, başkalaşır. İçinden geçerken bu anlaşılmaz ancak geriye dönüp bakacağımız günler de gelecek.

Dikkat etmemiz gereken şeyler hijyen, sosyal mesafe, sağlıklı beslenme, egzersiz, bol su, yeterli uyku, ruh durumunu dengede tutabilmek için birtakım çalışmalar.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, teknoloji, şu dönemin en önemli hediyesi bize bence. Alışveriş yapabiliyor olmamız, işlerimizi halledebiliyor olmamız, görüntülü toplantılar yapabiliyor olmamız, bilgili ve eğlenceli içeriklere ulaşabiliyor olmamız, eğitim alabiliyor olmamız çok büyük avantajlar.

Bildiğiniz gibi bir süredir meditasyon dersleri alıyor, bir süredir de meditasyon dersleri veriyorum:) İkisi de korona karantinasından beri internet ortamından devam edebiliyor çok şükür. Daha sonra adalaryoga olarak sevgili Gülfiye hocamın yoga dersleri de online olarak başladı, bu çok büyük bir avantaj çünkü evlere kapandığımız bu dönemde bedenimizi hem hareket ettirmek hem esnetmek hem de rahatlatmak çok önemli.

Ben bir süredir yin yoga eğitmenliği eğitimi almak istiyordum. Bunu almak istememdeki sebep yin yoga pratiklerini meditasyon derslerime katmak istememdi. Bilindiği gibi meditasyon bedenin hareket etmediği bir deneyim. Ayakta da olsan, oturuyor da olsan, yatar pozisyonda da olsan, hareket etmiyorsun, çoğunlukla gözlerin kapalı ve nefesine, bedenine odaklanıp anın tadını çıkarıyorsun, zihnini dinlendiriyorsun meditasyonda. Ayrıca en aktif yoga çalışmalarının bile başında ve sonunda minik meditasyon uygulamaları yapılıyor. Ancak istek sadece meditasyon yapmak olduğunda, bedenin meditasyon için hazır olması da çok önemli. Bazen beş dakika, bazen ise saatlerce meditasyon için aynı duruşta kalabiliyoruz, bu da zor olabiliyor. İşte yin yoga burada devreye giriyor. Yin Yoga, yoğun bir poz değişikliği ve çok fazla hareketle değil, zihni meşgul edecek kadar yeterli hareket ve esasen içsel fiziksel duygu deneyimindeki değişimle kendisini kısa süreli meditasyon serisi gibi hissettirebilecek bir yoga çeşidi. Yin Yoga sessiz bir uygulama, çoğunlukla yerde yapılıyor ve pozlarda ya çok az kas gücü kullanılıyor ya da hiç. Bununla birlikte bedeni zorlayan pozlar yok mu, muhakkak var. Çünkü pozlarda uzun süre kalınıyor. Pozlarda uzun süreli kalmak da hem kemiklere yakın bölümü ve bağ dokuları etkileyerek bedendeki etkisinin daha derinlere yayılmasını sağlıyor, hem de duygusal olarak sizi bir yolculuğa çıkarıyor. Pozun içindeyken dikkati bütün bedene yönlendirerek bedendeki duyguları fark ediyoruz ve beden içinde sıkışık kalmış duygular çözülebiliyor. Pozlarda hareketsiz kalarak farkındalığın derinleşmesiyle meditatif zihne ulaşabiliyoruz. Böylelikle benim düşüncem de meditasyon uygulaması yaptırdığım arkadaşlara öncesinde hafif bir yin yoga çalışması yaptırarak meditasyona geçmelerinin daha hoş olabileceğiydi ve bu sebeple yin yoga eğitmenliği eğitimi almayı çok istiyordum.

Ancak bunun için hem belirli bir bütçe, hem de belirli bir zaman ayırmam gerekiyordu.

Ve çok şükür ki, şöyle bir gelişme oldu. Çok başarılı ve çok deneyimli bir yoga eğitmeni olan Zeynep Aksoy, yin yoga ve mindfulness eğitmenliği eğitimini online olarak ve bağış yöntemiyle vermeye karar verdi.

Kendisine ne kadar teşekkür etsem az. Hem bütçe hem zaman ayırabileceğim, bundan daha iyi nasıl bir dönem olabilirdi kimbilir?

Altı ay sürecek bu eğitimde neler mi öğreneceğim:

David Cornwell’in Oxford Universitesi eğitimlerinden, travma terapi bilgileri, zihnin modları, Polyvegal Teori ve sinir sistemi işleyişi, pratiklerin zihni ve sinir sistemini nasıl etkilediği, doğru nefes’ kavramı, nefes sürecinde olanları ve dahil olan kasları inceleme, farklı nefes teknikleri ve günndelik olarak pratik yapılması, Fasya’nın bütünsel sistem olarak bedendeki önemi (kas ve iç organları saran veya bağlayan bağ doku, çok yeni bir keşif tıp ve anatomi dünyasında.) Bedenimizi nasıl algıladığımızı dönüştüren bilgiler, hareketin kaynağı, duruş bozukluğunun sebepleri, mindfulness ile duruş nasıl dönüşebilir, yoganın interosepsiyon ve propriyosepsiyon ile öğretme farkları, ayak sağlığı, ayak, diz ve kalça anatomisi, bacak kasları ve eklemlerini etkileyen pozlar, karşılaştırmalı anatomi, Yin Yoga Pozları, Omurga ve omuriliği anatomisi, karşılaştırmalı anatomi, Kol ve Omuz anatomisi, yoga akışları, Omuz Duruşu, Urdvha Danurasana ve Arketip Pozları inceleme, Nefes Çalışmaları ve Meditasyon ile beraber bütünsel bir yoga dersi oluşturma, Güneşe Selam, Aya Selam, Paul ve Suzi Grilley’in Tao Vinyasa Akışları, Ders Verme Sanatı, Yaşam Haritaları: Yoga Felsefesi, İntegral Teori. Bhagavad Gita’nın önemli kavramları, Yoganın kısa tarihi, bugünkü yaşamımıza nasıl entegre olacağı, Josepsh Campbell’İn Chakra sistemi açıklaması.

Bu muhteşem eğitim bu haftasonu başlıyor. O kadar heyecanlıyım ki. Şükürler olsun. Şu dönemi bu eğitimler sayesinde çok verimli kullanacağımı hissedeceğim için çok mutluyum. Öğreneceklerimi uygulamak ve aktarmak için de sabırsızlanacağım şüphesiz. Bundan daha iyi nasıl olur?

Beni çok heyecanlandıran ve mutlu eden bu haberi sizlerle paylaşmak istedim.

Benim bu eğitimlerim devam ederken, yaşam koçluğuna, sağlıklı yaşam koçluğuna ya da meditasyon derslerine ihtiyaç duyarsan lütfen benimle iletişime geç. Zaman kendimize yatırım yapmanın, ruhumuza ve bedenimize iyi bakmanın zamanı, lütfen kendine yatırım yap, bunu bir lüks olarak görme, bedenimiz, ruh durumumuz, zihnimiz, beynimiz sağlıklı olacak ki, yaşadığımız şu zor günlerden hasarsız ya da en az hasarla çıkalım. Ben bu konuda hem kendime hem de sizlere destek olabilmek için kendimi geliştirebilmek adına elimden geleni yapıyorum ve sizlerle gelişmeleri buradan paylaşıyor olacağım. Sevgiler.

Belirsizlik Günlerinde Meditasyon

14 Mart itibariyle hmm artık ciddi ciddi evde kalıyormuşuz dedim ve bugün 20 Nisan. Korona karantinası, ismine yakışan 50. gününe geliyor ve belli ki geçecek………………

Neyse, podcast ses kayıtlarım devam ediyor, konuya orada değindim zaten, dinlemek ve sonunda da 15 dakikalık bir meditasyon yapmak isterseniz, buyurunuz:

Spotify’da dinlemek isterseniz:

Instagram Canlı Yayındayız!

11 Nisan 2020 Cumartesi 13:00 için kimselere söz verme.

Instagram’da @adalaryoga ve de @zararsiz_yasam hesaplarını takip et, canlı yayında yoga eğitmeni Gülfiye Özcan Alp ile korona günlerinde yoga&meditasyonun faydalarını konuşacağımız sohbetimizi kaçırma! Canlı yayında sorularını da sor, mümkün mertebe yanıtlayalım.

Görüşmek üzere!

Korona Günlerinde İnternet

Bugün 15 gün olmuş, Korona‘dan dolayı kendi olağanüstü halimi başlatalı.

İlk 5-6 gün oldukça keyfim yerindeydi. Sonraki 5 gün biraz zorlanmaya, olumsuz düşünceler fark etmeye başladım ve biraz endişelendim. Sonra yine sakinledim. Anlayacağın, inişli çıkışlı bir süreç, eminim çoğumuz için de bu böyledir ve bu gayet doğal.

Sağlığımız. Sevdiklerimiz. Onlardan uzak oluşumuz. Özlem. Onların sağlıkları için endişe. Nereye kadar ev hapsi olacağı. Yalnızlık. Ekonomik durumlar. Hayatlarını kaybedenler. Hastalığı ağır geçirenler. Evden çıkmak, çalışmak zorunda olanlar. Çalışamayıp evini nasıl geçindireceğini düşünenler.

Bütün bu kaygılardan uzak olmak kolay olmuyor. Ancak yapabileceğimiz tek şey kendimize iyi bakmak. Her açıdan.

Zaten evde bol bol vakit geçiren, yalnız yaşayan, yalnızlıktan oldum olası çok keyif alan, kendini “eylemek” konusunda başarılı biriyim. Bunu toplu halde yapınca aslında daha bir mutlu hissettim kendimi. Bir süre sonra ise arkadaşlarımla kalabalık ortamlarda birlikte olduğumuz fotoğraflara bakıp iç geçirdiğimi fark ettim. İnsanoğlu işte, mecbur olmadığında, kendin, seçerek, aylarca kalabalıklara girmeyebiliyorsun ama mecburiyet olunca her şey gözünde tütüyor. Çok sevdiğim bir insanın hatırlatışıyla: insanız yahu!

Büyükada’dayım ve bunun avantajını hatırlattı komşularım, gerçekten de öyle, çok şükür.

Ayrıca bana gülmeyin ama, son zamanlarda dualarımda ve şükürlerimde internetin icadında katkısı olan herkes var, ciddi ciddi. Bilgiye güncel ulaşmak, eğlenceye ulaşmak, iletişim kurabilmek, görüntülü aramalar yapabilmek. Alışveriş yapabilmek. Çok şükür.

İşin ilginç tarafı, internet, 1960’lı yıllarda, nükleer savaş sırasında askeri haberleşmeyi güvenli olarak sağlamak amacıyla, bilgisayar ağı geliştirmek üzerine bir proje başlatılması sonucu meydana gelmiş bir sistem. Yani virüsün kötü bir şey olup, iyi sonuçlar elde etmesi gibi, maalesef savaş gibi olumsuz bir durum da olumlu sonuçlar doğurabilmiş. Yani dualarımdaki kişiler belki de kötü niyetliydi, ancak aslında duam tabii ki öze. Özde bunun olması gerekiyordu ve o kişiler sadece aracı oldular. Neyse, derin konu.

Beni takip ediyorsan, bildiğin gibi yıl başından beri Adalar Kültür Derneği‘nde meditasyon dersleri vermeye başlamıştım her Pazar. Evlere kapandığımızdan beri her Pazar google hangouts sayesinde meditasyon derslerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Meditasyon hocamın grubumuza özel skype buluşmaları da oluyor. Ne kadar iyi geldiğini anlatamam. Meditasyon, şu an yaşadığımız sürece öyle bir merhem ki…

Ücretsiz çok güzel günlük online meeting’ler var, her konuda. Bugün koçlukla ilgili bir zoom toplantısına katıldım, inanılmaz verimliydi.

Profesyonel bir kameram olmadığı için, Şermin’ciğimden destek alamadığım için youtube çekimlerime bir süre ara vermek durumunda kaldım. Ancak bu süreçte Tanrılar Okulu ve Empat Olmak Ne Demek videolarıma çok güzel yorumlar geldi, oradan da güzel iletişimler oldu.

Baktım video çekip anlatmak istediklerimi anlatamıyorum, ben de bir podcast kanalı açtım. Artık sustur beni susturabilirsen. Spotify Podcast’lerinde Zararsız Yaşam diye ararsan ulaşabilirsin. Spotify kullanmıyorsan: anchor.fm/meliszararsiz.

Bu hafta ve haftaya instagram hesabımdan canlı yayınlarım da olacak, hem de sağlıklı yaşam ve yoga sohbetleri olacak bu canlı yayınlarda, yani yalnız olmayacağım.

Online meditasyon derslerime katılmak istersen lütfen Adalar Kültür Derneği ile iletişime geç.

Instagram ve podcast yayınlarımı takip edersen lütfen yorumlarını benden esirgeme.

Online koçluk desteği istersen, lütfen benimle iletişime geç.

Kal sağlıcakla!

Corona’nın Yin Yang Hali

Sosyal medya, öyle bir şey ki, kötüye kullanırsan, yanlış haberlerin yayılması gibi, nefret ve öfke söylemi gibi, gerçekten cehenneme dönüşebiliyor. İyiye kulanırsan, sevdiklerinle iletişime geçmek, doğru haber yayılması, sevgi söylemi gibi, gerçekten mucizevi şekilde güzelleşiyor, cennet oluyor.

Corona Virüsü dışında bir gündemimiz olamıyor şu an global olarak, malum. Beterinden korunalım inşallah. Sosyal medyada bu konuda çıkan yanlış haberler çok üzücü ve kafa karıştırıcı oluyor. Temiz bilgiye çok ihtiyacımız var, sosyal medya da en hızlı yayılan, en organik haber aracı artık, ister istemez, o yüzden gözümüz kulağımız onda, ancak, bilgiyi alır, algılar ve paylaşırken dikkatli olmalıyız.

Sosyal medyanın olumlu tarafına odaklanmak istiyorum. Corona virüsünün dünyada yarattığı panik, çaresizlik, şaşkınlık, hastalıklar, ölümler ve pek çok sonucu devam ederken, şüphesiz herkes bu konuda yazıyor çiziyor. Sosyal medya sayesinde ulaştığımız yazılarda en çok hoşuma giden ise, dünyanın birbirinden bağımsız pek çok yerinde, bu yaşadığımıza olumlu tarafından bakan pek çok insanın, yüreğe su serpen paylaşımları oldu. Virüsün bize öğrettikleri, belki verdiği dersler, bizim bunu yaşarken odaklanabileceğimiz çeşitli açılar.

Yin Yang felsefesi ne diyordu, Çin felsefesinde Yin – Yang; karanlık ve aydınlık, negatif ve pozitif gibi anlamlara geliyor ve bu ikilikle birbirinden tamamen zıt şeylerin birbirini nasıl tamamladığı, dünya üzerinde birbirinden 180 derece zıt şeylerin aslında birbiriyle nasıl bağlantı olduğu anlatılmak isteniyor. Her iyide bir kötü, her kötüde bir iyi bulabileceğimizi anlatıyor çoğunlukla. Virüs’ün bile iyi tarafı olur mu?

Pek çok paylaşımda deniyor ki, belki de bu virüs ile hayat bize, yeter artık, çok oldun ey insan, kendine gel, diyordur. Çok koşturuyorsun, evinde otur, diyordur. Çocuklarınla vakit geçir, kitap oku, ruhunu dinlendir, diyordur. Dışarda yemek yeme, evinde tertemiz yemek yap, ye, diyordur, beni kirletme artık, bu kadar tüketici olma, bırak, ben de kendime geleyim, diyordur, bağışıklığını güçlendirmeyi neden unuttur, sağlığına iyi bak diyordur, daha elini nasıl yıkayacağını bile bilmiyorsun, kolonya adetimizi hatırla, ellerini nasıl yıkayacağını hatırla, doğal sabunun farkını fark et diyordur… gibi yazılar okudum ve çok hoşuma gitti.

Ama en hoşuma giden yazı, İrlanda’da rahip olan Richard Hendrick‘in paylaşımı oldu. Türkçe’ye çevirdim, dilim döndüğünce, buyurun:

Evet, korku var.

Evet, karantina var.

Evet, panikle alışveriş yapmalar var.

Evet, hastalık var.

Evet, ölüm bile var.

Ancak,

Çin, Wuhan’da, yıllardır süren gürültüden sonra

Kuşları yeniden duyabildikleri söyleniyor.

Sadece birkaç haftalık sessizlikle

Gökyüzü kalın dumanlarla kaplı değil artık

Mavi, gri ve açık.

Diyorlar ki, Assisi sokaklarında

İnsanlar birlikte şarkılar söylüyorlar

Boş sokaklarda, pencerelerini açıp

Evlerinde yalnız olan kişiler, çevredeki ailelerinin seslerini duysunlar diye.

Irlanda’nın batısındaki bir otelin

Ev hapsinde olanlara ücretsiz yemek gönderdiğini söylüyorlar.

Bugün tanıdığım genç bir kadın,

Komşularına telefon numarasını bir kağıda yazıp dağıtıyordu.

Bugün kiliseler, sinagoglar, camiiler ve tapınaklar

Evsiz, hasta ve muhtaç olana kapılarını açtılar.

Dünyanın dört bir yanından insanlar yavaşlıyorlar ve düşünüyorlar.

Dünyanın dört bir yanından insanlar komşularına farklı bir şekilde bakıyorlar.

Tüm dünyada insanlar yeni bir gerçekliğe uyanıyor.

Hep birlikte ne kadar büyük olduğumuza.

Aslında olaylar üzerinde ne kadar az kontrol sahibi olduğumuza.

Gerçekten neyin önemli olduğuna.

Sevgiye.

Dua edelim ve unutmayalım.

Evet, korku var.

Ama nefret olmak zorunda değil.

Evet karantina var.

Ama yalnızlık olmak zorunda değil.

Evet panikle alışveriş etmeler var.

Ama kötülük, düşüncesizlik olmak zorunda değil.

Evet hastalık var.

Ama ruhumuz hastalanmak zorunda değil.

Evet, ölüm bile var.

Ancak her zaman, vesilelerle sevginin yeniden doğumu olabilir.

Nasıl yaşanacağına dair seçimlerine uyan bugün.

Bugün, nefesine odaklan.

Dinle, paniğinin fabrika gürültülerinin arkasında

Kuşlar yine şarkı söylüyor.

Gökyüzü temizleniyor.

Bahar geliyor.

Ve biz aslında hep sevgiyle çepeçevreyiz.

Ruhunun pencerelerini aç

Boş sokaklarda birbirinize dokunamıyorsanız bile

Onlarla şarkı söyle!

Richard Hendrick (Brother Richard), İrlanda

Mart 13, 2020