Yeni Yılda Sağlıklı ve Mutlu Olmak İçin Önerilerim

Bir yıl ne çabuk geçti yahu? Kısa bir değerlendirme…

Son dönemlerde hepimizin ağzında aynı laf var: “günler, aylar, yıllar nasıl geçiyor anlamıyorum, bu ara sanki bir başka hızlı akıp gidiyor.”

Şahsen böyle hissedenlerdenim. Facebook’un şu tarihte bugün hatırlatmalarının hastasıyım, hatta bağımlısıyım denebilir. Gece 12’de muhakkak geçen sene ya da daha önceki senelerde bugün ne paylaşmış, ne yapmışım, neredeymişim, kimlerleymişim, neleri takip ediyor, nelerden etkileniyormuşum diye merakla bakıyorum bu sayfalara. Ve her seferinde çok şaşırıyorum çünkü birkaç ay önce gibi hissettiğim, deyim yerindeyse dün gibi hatırladığım anlar 3-5 sene önceki anılar olarak çıkıyor karşıma. Zaman tuhaf bir kavram zaten, bu yeni bir bilgi ya da benim bir buluşum değil, hep konuşulmaz mı, bizi strese sokan bir sınav, bir görüşme ya da bir bekleme anı 10 dakika bile olsa saatler geçmiş gibi hissettirirken çok mutlu olduğumuz birkaç saati bir dakika gibi hatırlarız. Neyse, diyeceğim o ki, yıl oldu 2018. Kutlamalara çok az kaldı. Bu yılın başında Reina’da üzücü olaylar yaşandı, pek çok kayıp verdik. Bu yıl ABD’nin 44. Başkanı Barack Obama, Beyaz Saray’a veda etti. 45. Başkan Donald Trump, Kongre’de yemin ederek göreve başladı, Trump’ın yıl boyu aldığı kararlar ve attığı imzalar tüm dünyadan tepkiler aldı. Bu yılki referandumla ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ olarak adlandırılan sistem, başkanlık sistemiyle değiştirildi. Bu yıl Google, “dünyanın en değerli markaları” listesinde teknoloji devi Apple’ı geride bırakarak zirveye yükseldi. Bu yıl ABD’nin Los Angeles kentinde 89. Oscar Ödülleri törenle sahiplerini buldu. En iyi film ödülüne layık görülen filmin yanlış anons edilmesinin damga vurduğu törende “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülü “Moonlight“taki performansıyla Mahershala Ali’nin oldu. Ali, oyunculuk dalında Oscar’a layık görülen ilk Müslüman oldu. Bu yıl Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşü yaptı. Bu yıl Harun Kolçak, Halit Akçatepe, Fikret Hakan, Ayberk Atilla, Engin Cezzar, Tayfun Talipoğlu, Bülent Kayabaş, Naim Süleymanoğlu, Vatan Şaşmaz ve şu an aklıma gelmeyen pek çok değerli ismi kaybettik. Bu yıl Tekerlekli Sandalye Basketbol takımımız Avrupa şampiyonu oldu.

Bende ne var ne yok?

Ben bu yıl sağlığımı geri kazanmak için bazı atılımlar yaptım. Sporu, meditasyon ve yogayı hayatımda düstur edindim. Sağlıklı beslenmeyi öğrendim, sağlıklı besinler pişirmeyi öğrendim. “Önce ben” demeyi öğrendim. Bu öğrenimler bana yeni bir meslek de kazandırdı. Sağlıklı yaşam koçu olma yolunda epey ilerledim. Sinema yazarlığı da bana güzel deneyimler yaşattı bu sene. Bu sene güzel bir seyahat yaptım kendi başıma, bu seyahat beni biraz daha büyüttü, kendime biraz daha yaklaştırdı, bana çok şey öğretti. Arkadaşlarımla güzel vakitler geçirdim bu yıl. Bana iyi gelmeyen enerjide olan insan ve mekanları sevgiyle hayatımdan çıkarttım. Yeni hedefler koydum kendime, istemeyi öğrendim. Destek olabileceğim pek çok canlıya elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. 2018 kapıdayken pek çok yenilik beni bekliyor, yeni bir evim, yeni bir muhitim, yeni bir çevrem, yeni bir yaşamım olacak gibi görünüyor. Sevdiğim, ben olduğum işler yaparak geçimimi sağlayabileceğim, huzurda ve akışta olacağım günlerin beni bekliyor olması için ben elimden gelen çabayı gösterdim, gerisi akış…

Sağlıklı bir yeni yıl için Melis’ten öneriler

Gelelim yeni yılı bahane ederek yenilenmemiz adına nacizane önerilerime:

1- Dilek Listesi /Panosu: Önünüze ister bir kağıt/defter, isterseniz büyükçe bir karton alın. İster kalem, ister renkli boyalar, isterseniz dergiler, gazeteler, fotoğraflar alın önünüze. Amaç hedeflerimizi, planlarımızı, hayallerimizi önümüze dökmek, somutlaştırmak, görmek. Kağıda yazabilirsiniz: İtalya’ya gitmek istiyorum. Şu şikayetim için doktora görünmek istiyorum. Tenise başlamak istiyorum. Teyzemi ziyaret etmek istiyorum. Arkadaşımla barışmak istiyorum. Daha çok uyumak istiyorum. Kilo vermek istiyorum. Kartonunuzun üzerine buna benzer isteklerinizle ilgili çizimler yapabilir, görseller keserek yapıştırabilirsiniz. Bunları yaparken ne istediğinizi sesli olarak da ifade etmenizi öneririm. Kendi iç sesiniz isteklerinizi dile getirdikçe, siz bu istekleri duydukça onlar daha da somutlaşacak, onlara daha da inançla bağlanacaksınız ve bu isteklerinizin gerçekleşmesi için daha somut adımlar atabileceksiniz.

2- Sağlık: Neleri ertelemekteyiz? Şuram ağrıyor, doktora gitmem lazım ama üşeniyorum/korkuyorum/erteliyorum şeklindeki tüm durumlarınızı lütfen gözden geçirin. Bunları da tek tek yazın bir sayfaya korkmadan: dişçi randevusu, kadın doğum randevusu, dahiliyeci, her ne ise. Ve lütfen ilk iş bu ertelemeleri bitirelim, randevularımıza gidelim ve bu yazdıklarımızın üstünü çizelim. Sağlıktan önemli hiçbir şey, ama hiçbir şey olamaz.

3- Sigara: Uzatmayacağım, kolay olmadığını biliyorum ama eğer içiyorsanız lütfen bu sene bırakmak için bir adım atın. O sene bu sene olsun.

4- Beslenme: Kızartma ve şekeri hayatınızdan çıkartmak için bir adım atın lütfen. Paket gıdalar ve fast food yerine ev yemeği yemeye çalışın, bu bile bir başlangıçtır. Daha ciddi bir beslenme bozukluğunuz varsa lütfen bir diyetisyene başvurun. Bu konuda bir disiplin probleminiz varsa size koçluk hizmetimle eşlik edebilirim.

5- Spor: Vaktim yok, sevmiyorum diyenler: haftada iki gün, sadece 45’er dakika. Vaktim var ve seviyorum diyenler: haftada 3-4 gün, en fazla 1’er saat. Hem fizik hem ruh sağlığı için.

6- Kitap: Günde 3 sayfa için vaktim yok bahanesini kabul etmiyorum. Bambaşka hayatlar, düşünce yapıları, hayaller keşfedin, öğrenin, itiraz edin, düşünün.

7- Sosyalleşmek: Kafalarımızı şu akıllı telefonlardan biraz kaldıralım ve sevdiğimiz insanlarla, sevdiğimiz mekanlarda sohbet edelim biraz, olur mu? Kaliteli zaman geçirelim.

8- Uyku: 7-8 saatten az uyumamaya özen gösterin. Kaliteli uyku uyumaya çalışın. Yataktan zorla kalkmayın. Kalkmanız gereken saatten 6-7 dakika önceye kurun saati, yatakta gerinin biraz, esneyin, hiç bilmediğiniz yeni bir güne uyanıyor olduğunuzun heyecanını hissetmeye çalışın.

9- Alkol: Hafta sonları birer kadeh gibi bir deneme nasıl olur? Ödül gibi olmaz mı? Bırakın o her zaman hayatınızda olan bir rutin, sizi yoran bir bağımlılık olmasın, kendinizi şımarttığınız, tadını özlediğiniz bir kaçamak olsun. Cumartesi akşamı yemeğinizin yanında size eşlik eden bir kadeh kırmızı şarap ya da en sevdiğiniz grubun konserinde coşarken tadını çıkarttığınız bir şişe bira.

10– Olumlu Düşünce ve Meditasyon: Olumsuz düşünce kurmak, hayat çok kötü, ben çok şanssızım, her şey berbat demek o kadar kolay ve ilk akla gelen kaçış düşünceleri ki aslında. Evet, dünyada haksızlıklar, adaletsizlikler, zulüm, ölüm, kötülük, vahşet almış yürümüş durumda. Fakat dünyanın derdi bizim omuzlarımızda değil. Biz bu olumsuzluklarla vah vah ederek, her şeyden nefret ederek ve surat asarak savaşamayız. Bizim tek bir silahımız var, o da kendimiz. Tek bir sorumluluğumuz var, kendimiz. Toplumlar bireylerden oluşuyor. Kayserililer, İngilizler, Amerikalılar, Batılılar, Asyalılar demeye bayılıyoruz ama aslında herkes sadece kendinden mesul. Sen kendi içini temizle, kendi çevrene iyi, hakkaniyetli, temiz, dürüst, doğal davran. Gerisi sende değil. Her gün yeni bir gün. Her şey değişken. Sadece var olmaya çalış. Yönetmemeye. Mükemmeli aramamaya. Sakinleşmeye ve yavaşlamaya çalış. Kendine her gün en az bir beş dakika ayır. İş yükünden, ailevi sorumluluklarından, trafikten, yetişmekten, sosyal medyada varolmaktan beş dakikacık kop. Gir bir odaya. Otur. Kapat gözlerini. Yavaş yavaş nefes al, ver. Nefesini dinlemeye çalış. Düşünceleri fark et. Vücüdunu esnetmeye çalış. Nerelerin gerilmiş, nerelerin ağrımış, fark et ve rahatlatmaya çalış. Bu kadarını yap kendine. Ve sonra kendine bu beş dakikayı bile ayırdığın için teşekkür et.

11- Su: Su iç. Bol bol.

12- Dilekler ve Kapanış: MUTLU, SAĞLIKLI, NEŞELİ, TUTKULU, HUZURLU, SEVGİ DOLU HİSSETTİĞİMİZ BİR YIL OLSUN!

Bağırsak Bir Türlü…

 

Yıllar yıllar önce ailemle yaşarken, bir hafta sonu onlar yazlıkta ben ise kışlıktaydım. Karnımda ilginç bir sancı vardı. Gece uykumdan uyandıracak kadar büyük bir karın ağrısı çekiyordum. Her zaman karın bölgesi azıcık tombiş biri oldum ama bu ağrı başladığından itibaren şişkinlik artmıştı. Kendimi çok fazla yemek yemiş gibi hissediyordum ama aslında çok fazla bir şey de  yememiştim. Tuvalete çıkmakta da zorlanıyordum. O zamanlar da internet yeni, ve herşeyi internetten öğrenmeyi düstur edindiğimiz ilk yıllar. Daha fazla dayanamadım ve semptomları yazdım Google amcaya. Bağırsak, hazımsızlık, şişkinlik, tamam evet, hatta böyle karında bir kese oluşur diyor, ben karnımda şişkin olan bir bölgeyi kendi kendime sıkıp evet evet, işte, kese oluşmuş diyorum, vee sonuç: bağırsak düğümlenmesi! Evet, tüm semptomlar aynı, ben o an bağırsak düğümlenmesi yaşıyorum paniğiyle gecenin bir yarısı ailemi iki saat mesafelik yoldan çağırdım. Ertesi sabah apar topar hastaneye gittik, koşa koşa doktora, “bende bağırsak düğümlenmesi oldu, bir bakın” dedim. Adam tuhaf tuhaf baktı yüzüme, muayene etti. “Nereden çıkardın” dedi “bağırsak düğümlenmesini?”  E dedim, tüm tanımı yaşadıklarımla birebir tutuyor, okudum internetten.Öyle mi” dedi doktor hafif sesini yükselterek, “demek internetten okudun. Ben kaç sene okul boşuna okudum o zaman, pardon” dedi.

Kızardığımı hatırlıyorum. “Bağırsak düğümlenmesinde böyle kapıdan koşa koşa gelemiyorsunuz hanımefendi” dedi, “ben size gelmek durumunda kalıyorum Allah korusun.”

Doktorun muayenesi sonucu bende “irritabl bağırsak sendromu” olduğu ortaya çıktı. Spastik kolon da deniyor. Benim bağırsaklar üzerinize afiyet spastikleşmiş. Bazı ilaçlar, belirli bir rejim, bir de psikolog önereceğim dedi doktor. Sana tavsiyem, dedi, patronuna kızıyorsan git konuş, anana babana kızıyorsan, git bağır çağır, sevgiline kızıyorsan kavga çıkar, içine atma, özel insanmış gibi davranma, biraz Ayşe, Fatma ol canım, dedi. (Tüm Ayşe ve Fatma’lardan özür diliyorum.)

İrritabl Bağırsak Sendromu Nedir?

Toplumumuzda en çok görünen sindirim sorunlarından biriymiş. Karın bölgesinde rahatsızlık/hazımsızlık  hissi, şişkinlik, ağrı, ishal ya da kabız olarak seyrediyor. Sindirim sistemi iyi çalışmıyor. Kaslarda bir hassasiyet var. Ben hayatımın çok fazla bir bölümünü kabızlık çekerek geçirdim. Çok hafif bir yemek bile yesem iki porsiyon kebap yemişim gibi kalktığım çok oldu sofradan. Anlatılmaz yaşanır bir sıkıntı.

Neden oluyor?

Bazı yiyeceklere hassasiyetin var, gün içinde hareketsizsin ve psikolojik durumunda bir sıkıntı yaşıyorsun. Bunların hepsi biraraya gelince nurtopu gibi spastik bir kolon rahatsızlığın oluşuyor. Doktorum bana dişlerimi, yumruğumu sıkar gibi bağırsaklarımı sıktığımı söyledi.

Nasıl geçecek?

*Hangi besinleri tükettikten sonra bu şikayetin arttığına dair biraz dedektifçilik oynayarak.

*Ana öğünlerin yanı sıra ara öğün de yiyerek, sık ve az beslenerek.

*Acele yemek yemeyerek.

*Tuvalete vakit ayırarak. (bu benim hiç yapmadığım bir şey mesela)

*Düzenli fiziksel aktiviteler yaparak.

*Gün içinde en az 15 dakika meditasyon yaparak.

*Lifli yiyecekler yiyerek.

*Laksatif meyvelerden hoşaf, komposto yapıp içerek.

*Bol su içerek.

*Bol çorba içerek.

*Probiyotik yoğurt tüketerek.

*Bitki çayı içerek.

*Yağlı ve gaz yapan yiyecek/içeceklerden sakınarak.

Aslında farkındaysan,  sağlıklı yaşayarak, anlamına geliyor bunlar.

Bu arada, hastalıkların hepsinin psikolojik durumumuzla ilgili olduğunu söyleyen pek çok araştırma var. Son zamanlarda okuduğum iki kitaptan bahsetmek isterim bu noktada. İlki Metin Hara’nın ilk kitabı Yol. Metin Hara, Çapa Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon mezunu, İnsana Güven merkezinin kurucusu bir genç. Metin, kitabında insan bedeninin mükemmelliğinden, ihtiyacımız olan her şeyin içimizde zaten var olduğundan bahsediyor. Hastalık dediğimiz kavramın aslında vücudun içerideki organizmalarla savaştığının göstergesi olduğunu söylüyor. Ağrı dediğimiz şeyin bize neyin yanlış gittiğini söylemesine izin vermemiz gerektiğini söylüyor.  Önce zihin, sonra beden hastalanır, diyor. Uzakdoğu, tıbbi hastalıkların zihinsel nedenleri üzerine kurulmuştur diye anlatıyor. Amerika’da yapılan araştırmalarda belirli psikolojik yapıların belirli hastalıklara daha sık yakalandığı saptanmış. “Mesela meme kanseri vakaları fedakar yapıdan, karaciğer problemi öfkeden, mide problemleri stresten, bel ağrıları sorumluluk altında olmaktan, diz problemleri inatçı ego ve gururdan, diyor. Metin Hara kitabında tüm organlarımızı tek tek ele alıyor. Bağırsakla ilgili söyledikleri şöyle: İnce bağırsak problemleri, yaşananları hazmedememekle ilgilidir. Kalın bağırsakla ilgili rahatsızlıklar ise, artık ihtiyacımızın olmadığı şeyleri bırakamamakla ilgilidir.”

Metin Hara’nın Yol ve Dem kitaplarını tavsiye ederim. Kişisel Gelişim ile ilgili lütfen önyargılı olma. Evet, her önüne gelen kişisel gelişimci, her önüne gelen koç, herkes kitap yazıyor ama şöyle düşün lütfen, her önüne gelen müzik de yapıyor ama bazı müzisyenlere kulak veriyorsun değil mi, albümünü dinliyor ve aa bu farklıymış, diyorsun. Aslında algıda seçicilik söz konusu. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, artık herkes her şey! Bu yüzden her konuda seçici olmayı bilmekte fayda görüyorum.

 

Şu an elimden düşürmeden okuduğum, hatta bir ders gibi, defterimle kalemimle birlikte çalıştığım bir diğer kitap da bana hastalıklarla ilgili benzer şeyler söylüyor. Louise Hay imzalı bu kitabın adı Sağlıklı Yaşam İçin Kendini Sev. Bu kitapta da sindirimle ilgili şunlar yazıyor: “Sindirim sisteminiz bedeninizde beynin yardımı olmadan işlevini yapan tek sistemdir, bağırsakların sindirim sistemine bazen “ikinci beyin” adı verilir. Sindiriminizin en iyi yanı, seçimleriniz ne kadar sevgi dolu olursa, o kadar sağlıklı olmasıdır. Genleriniz dışında sindirim sorunlarını artıran en önemli etkenler yaşam biçiminizle ilişkilidir. Sindirim beyinde başlıyor. Daha fazla lif tüketimi, bol su içmek, yeterli uyku, egzersiz ve stresin azaltılması elbette harika ilkeler. Fakat bunların yanı sıra düşüncelerinize de dikkat etmenizi öneriyoruz. Dışkının metafiziksel anlamı yaşamı içeri almak, bize yarayanları özümsemek, gerek duymadıklarımızı bırakmaktır. Neyi, ya da kimi sindiremiyorsunuz? Yediklerinizi sindirmenizle yaşamı sindirmeniz arasında bir bağlantı var.  Korktuğunuz sürece yaşamı sindiremiyorsunuz. Bağışıklık sisteminin yaklaşık %70’iden fazlası bağırsakta konumlanır. Ne yerseniz, osunuz. Bedendeki serotoninin %90’ı da bağırsaklarda bulunur. Beyindeki duygular sindirim sistemini etkiler.  Bağırsaklarınız ne hissettiğinizden, nasıl davrandığınızdan, nelere odaklandığınızdan, uyuyup uyumadığınızdan, bütün olarak sağlığınızdan ve yaşamdan keyif almanızdan sorumludur. Burada irade de devreye giriyor. İnsan bedeni bir mucizedir. Ona iyi bakarsanız, ona iyi şeyler gönderirseniz, o da size iyi cevap verir. Kilo almak vücudun kendini korumaya almasıdır.”

İki kitapta da çok fazla ortak nokta ve bilgi vardı, bunlar sadece küçük bir kısmı; özellikle bu postta ele aldığım konu bağırsak sendromları olduğu için bu alıntıları yapmak istedim. Böylelikle sana iki tane de nur topu gibi kitap önerisinde bulundum.

Velhasıl, benzer bir sıkıntı yaşıyorsan sakın bu yazımı okuyup teşhisini kendin koyma. Önce bir doktora, bir uzmana görün. Daha sonra gerçekten senin de sıkıntın buysa, buradaki okumalar işine yarayabilir, tekrar dönüp bakarsın. Ben ettim, sen etme, Google amcaya çok güvenme.