Dünya Sana Hediye Sunmaz, İnan Bana. Bir Yaşam İstiyorsan, Çal Onu!

 

Başlıktaki cümlenin sahibi Lou Andreas Salome. Çok sevdiğim bir cümle. Bu post biraz kişisel bir konu üzerine, fakat kişisel gelişim üzerine de ufuk açıcı olabileceğini düşündüğüm bir yolculuk, bu yüzden sizlerle paylaşmak istedim.

Evlilik bir deneyim. İyi ya da kötü değil, seni büyüten bir deneyim. Benimki büyütmeyi bitirdiğinde ve tam da bu sebeple bittiğinde, evliyken oturduğum ve alıştığım mahallede, annemlere de yakın bir ev bulup taşınmıştım. Evliliğin bitmesi gerektiğine karar vermek, yalnız yaşayacak olmak bir deneyim ve cesaretti, evet, ama yaşadığım yeni alan da konfor alanına dönüşecekti bir süre sonra.


Sonra istifa ettim işimden, geçtim freelance yaşama. Deneyim ve cesaretti, kabul. Epey maddi sıkıntı çektiysem de direndim, iyi ki! Çünkü kendime biraz daha yaklaşmak ve iç sesimi biraz daha duyabilmek için kocaman zamanlar hediye etmiş oldum kendime.


Arada, birini sEvdim. Çok. Cesaretti:) O da beni büyüttü, dönüştürdü, şükür!
İstanbul’da yaşamak bir süre sonra konfor alanından çıkıp esas cesarete dönüştü bana sorarsanız. Nereden baktığınıza bağlı. Yükselen kiralar, insanların öfkesi, mutsuzluğu, trafiğin, kentsel dönüşümün nefes aldıramayacak duruma gelmesi.


Neden İstanbul’da yaşıyorum ki ben diye düşünürken içimde başka bir tohum yeşermeye başladı bu şikayetimden bağımsız: sağlıklı yaşam girdi hayatıma ve bunu koçluk eğitimiyle birleştirip yeni bir meslek doğurdum kendime. Beni başka biri yaptı. Beni bana yaklaştırdı.


Bir Pazar keyifli bir yoga etkinliği için Büyükada’daydım. Çıkışta adada turlarken, öylesine, meraktan bir kiralık ev ilanını aradım. Kiralar makuldü, havada egzos dumanı, yollarda araba kaosu, stresli ve sinsi insan aurası yoktu. Kafamda bir ampul yandı.


Birkaç hafta ev aradım adada. Pek içime sinmedi gezdiklerim. Vazgeçer gibi oldum, konfor alanım da geri çağırıyordu adeta. Fikren danıştığım ailem ve çevrem de “iş çıkarma kendine” minvalinden yaklaşıyordu. Fikrimin ilk aşamada çok destek gördüğünü söyleyemem:) Bir ara, Tanrım, itici bir güce ihtiyacım var, diye dua ettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Hiç geç kalmadı duamın duyulması. Ev sahibim aradı ve oturduğum evi satmaya karar verdiğini söyledi! Böyle bir şey duyup sevinçten göbek atan tek insan olabilirim. 


Bunun gazıyla Büyükada’da ev arayışımı hızlandırdım. Mis gibi bir ev buldum. Eski ev sahibime kararımı söylediğimde, ben satışı ertelemiştim, emin misin kararından? dedi. Konunun evin satışı olmadığını, zaten o satış bilgisinin sadece itici güç olsun diye bana iletilen bir ulak olduğunu düşündüğümü söylemedim ona.


Size göre cesaret belki, bense başka yol göremiyordum artık, yolum belliydi 🙂


Ama hakkımı da yemeyeyim. Konfor alanımı bir bebek adımıyla daha yıktığımın ve yeni deneyimler kazanmak, biraz daha büyümek, kendi iç sesime biraz daha kulak vermek için kendime bir doğumgünü hediyesi verdiğimin farkındayım, o kadarını teslim edeyim kendime. Yolum açık olsun, beklerim, yolunuz düşerse bir alo diyin, ben büyük ihtimalle Büyükada’da kitabımı okuyor, filmimi izliyor, sağlıklı yaşama ya da sinemaya dair araştırmalarımı yapıyor, yazılarımı yazıyor, meditasyon, spor ya da yemek yapıyor olacağım 🙂


“Oh valla, keyif” gibi görünen, hayata geçirdiğim bu seçimimin, bedellerini ödeyerek; feragat ettiğim pek çok şey, tercih ettiğim pek çok zorluk sonucunda, hak ederek kendime armağan ettiğim güzel bir hediye paketi olduğunu, ben yollarımı açtıkça, zincirlerimi kırdıkça, öğrenilmiş çaresizlikleri hafızamdan sildikçe, evrenin bolluk bohçasını açtığını hiç unutmamam dileğiyle, vira Büyükada!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir